dd

31 Ağustos 2010 Salı

Tehlikeli Oyunlar

Çok tehlikeli oyunlar oynuyorduk... Oğuz Atay'ı 28 yaşında yeni tanıyorduk... Kendimizden utanıyor, utanıyorduk! Hayran olup kalıyorduk. Oğuz Atay'ı gidip yattığı yerden kaldırıp alnından öpmek istiyor, sonra bu düşünce için kendimize kızıyorduk. İnsan uyandırmaya kalkıyorduk, ne de yerden bitme bencil bir "varlık"tık! Beyninde çıkan ura lanet ediyorduk! Ne yakışıklı adam diyorduk ve dahi ne dahi! Bu zamanda böylesi kaldı mı diyorduk. Oğuz Atay olmak istiyorduk. Oğuz Atay olamayınca yazdıklarını okumakla yetiniyorduk.

30 Ağustos 2010 Pazartesi

32

yeni yaşın, 32, kutlu olsun!

bir çocukluk fotoğrafına rastlasaydım keşke, o zamanki bakışını görebilmek için;
hiç dokunulmamış, kırmızı yanaklı,
gerçek bir neşeyle gülümsediğin halini görebilmek için.
seni alıp ben büyütmek isterdim, o zaman büyük kadın olsaydım keşke...
ne sokakta uyuturdum ne de sevgimi sakınırdım.
32 yaşında saçın beyazlamamış olurdu belki...

Ha bir de!
Şimdi sana rastlayan bir kadın, bir insan!
Elini tutup seni bırakmasın dilerim.
Gerçekten çocukluk fotoğrafındaki neşe ile güleceksen,
birlikte de bir fotoğrafınız olsun.


- Bu bir şiir değil, damlaların bulanıklaştırdığı görüntü eşliğinde, içeriden çıkmaya çalışan cümlelerin biçimsiz birlikteliğidir. Herhangi bir iddiası, amacı, ulaşılabilirliği, dokunmazlığı yoktur. Sadece acıyan bir canın, sessiz kalamayışıdır.-