dd

29 Ağustos 2014 Cuma

Minnet

...

Tam da o anda telefon çaldı! Hani çalmasa, şüphesiz hayatımın kitabını yazacağım, öyle de konsantre olmuş, ilhamlanmışım! Ah! Kaçırdınız ilhamımı...Yine sizin yüzünüzden, yine sizin güzel yüzünüz yüzünden! Mutlu olunca yazamamak lanetine tutulmuş bir kadınım ben; mutlu etmeyin beni! Şimdi mecburen yine havadan sudan bahsetmek zorunda kalacağım.

Yaşım artık 33'ten gün alıyor fakat yaşlanmıyorum, inadına olduğum yerde duru... Durduğumu zannediyor, dünyayla birlikte dönüyorum! Günler akıyor; sana, bana, kimseye fikrini sormadan yapıyor bunu üstelik. Haklı da! Biz de gelirken, bana açabileceğin bir yer var mı diye sormadık yeryüzüne. Toprağını arşınladık, suyunu içtik, göğünü kokladık da bir minnet etmedik. Şimdi bir yerlerden başlayıp da yeniden yazmaya çalışırken, kelimelerden müteşekkil bir minnet çiçeği derip yeryüzüne sunuyorum. Başıma ne geldiyse hep şu minnetsizliğim yüzünden gelmiş anlıyorum ve bu sefer önlemimi önceden alıyorum. 

Biliyor musunuz ben artık bu gezegene minnet duyuyorum...

28 Ağustos 2014 Perşembe

Duygu Termostatı

Bu, hoşuma gitti. Psikolog Ross Levin rüya ve kabuslarımızın bir çeşit "duygu termostatı" olduğunu açıklamış. Tatlı ve yerinde bir betimleme, aferin!

Gelelim kendi termostatlarıma... Benim duygu termostatım, bırakın kontrolü sağlamayı hayatıma doğrudan etki ediyor. Muhtemelen olmasını istediğim şeyleri, içimde bir yerlerde paketleyip saklıyorum. Uyku halindeyken de kendi kendime hediye ediyorum. Bu durumda, zaten düşündüğüm ve olmasını istediğim şeyi görmüş oluyorum. Sonra da olayı mistikleştirip "rüyamda görmüştüm" kılıfıyla hislerimin ne kadar da kuvvetli olduğundan dem vuruyorum. Oysa sürecin tam aksi yönde ilerlediğinin de it gibi bilincindeyim! Ben hayatımda neyin olmasını istiyorsam onun senaryosunu hazırlayıp rüyamda da onu görüyorum. Sonrası malum, rüyalarım gerçek oluyor... Aman ne büyük mistisizm!

Ben ne rüya gördüysem hepsi gerçek oldu. İyisi mi artık güzel ve sonu bir yere bağlanan senaryolar yazayım. Hatam burada, iyi sonlar yazamıyorum sonra da şikayetleniyorum. En azından artık bunu anladığıma  göre, dağılabiliriz.