dd

5 Ocak 2013 Cumartesi

Her Şey Hızlandı ve Her Şey Yavaşladı...

Hala buralara gelip giden varsa, "aaaa bu blog da Ekim ayında kalmış, artık ölmüş" diyip beni anında infaz etmesin diye - ki ben öyle yapıyorum- üç beş satır bir şeyler yazarak hayat belirtisi gösterme kararı aldım. 

Ben geçtiğimiz son bir kaç ayda, ömrümce yaşamadığım pek çok şeyi hızlandırılmış kur şeklinde yaşadım. Dedemi kaybettim, eve hırsız girdi, annem sevgilimi çok sevdi, babam bana sadece benim bileceğim bir sır verdi onun ağırlığını taşıyorum... 

Dedem benim için bu dünyadaki en pamuk insanlardan birisiydi. O kadar tertemiz bir şekilde veda etti ki bu yaşama tıpkı kendisi gibi ölümü de pamuk oldu... Yıkandı, abdestini aldı, namazını kıldı, anneanneme "Nermin ben biraz üşüdüm bana yünlerimi giydir" dedi, yatağa uzandı ve gözlerini kapadı!  Onu defnetmek için apar topar Keçiborlu yollarına düştük,  memleketine gömülmek istemiş. Tesadüf o sıra annem yanımdaydı, yola annem, teyzem, ben ve kuzenim çıktık İzmir'den. Babam Van'dan, kardeşim de Ankara'dan geldi. Ölümün insanları birleştiriyor olması ne tuhaf... Cem Karaca'nın çok güzel bir şarkısı vardır 'işte geldik gidiyoruz' adı. O şarkıda çok sevdiğim bir cümle var : "Doğuma da ölüme de çiçekler yolluyoruz, sevince de kedere de, doğuma da ölüme de çiçekler yolluyoruz..." 



Bu sehpayı sildim, düzenledim ve o günü hiç unutmamak için fotoğrafını çektim Keçiborlu'ya gittiğimde... En son çocukken görmüştüm bu eşyaları ama hiç unutmamışım... Anneannemler Ankara'da yaşadığı için, yazlarını geçirdikleri Keçiborlu'daki evlerine gitmezdik.


Anneannem, dedem, teyzelerim ve ortadaki annem! :) 

Sevinci de kederi de aynı belirti ile selamlıyoruz. Doğru! Ve işte geldik gidiyoruz... Her ölümde bana kendini hatırlatan cümle. Sonumuzu bilememek çok tuhaf! Gerçi bilmek de daha bir tuhaf olurdu. Düşünsenize, doğumunuzla birlikte ölüm tarihimizin de belli olduğunu. Neyi nasıl yaşayacağımızı şaşırırdık. 

Doğum tarihi : 20.07.1982  
Ölüm tarihi: 20.12.2056 

Bu aralıkta sizden yaşamanız bekleniyor! 
Bir gün bu tarihte ölürsem, ki hesap ettim 74 yaşımda oluyorum, lütfen bu yazımı gazetelere haber edin; "EFSANE KADIN ÖLÜM TARİHİNİ ÇOK ÖNCEDEN BİLDİ!" gibi afilli bir şeyler yazın işte. O zamana gazete kalmaz gerçi artık aymeç , tineyçmutıntninjatörtıls isimli cihazlarda mı okuruz ne ederiz, beynimize çip mi takarız bilmiyorum. Şu an facebook hesabımda mevcut güzel denebilecek fotoğraflarım var, mümkünse en güzelini seçin, "çirkinmiş, ölmüş iyi olmuş!" demesinler arkamdan. "Yavrum, çok da güzel kızmış" gibi sözler duymak istiyorum tombul kollu Hatice annelerin ağızlarından. Böyle de bir takıntım var benim. :)

Uzun lafın kısası, ben hala yaşıyor fakat yazamıyorum...
Mümkün olursa ve ilham gelirse eskisi gibi yazmak istiyorum...
Benim için bunu dileyin olur mu, yazabileyim. Güzel yazabileyim.