dd

3 Şubat 2012 Cuma

İzmir'in Kardan Adamları

Bunca yıl sonra gelen beyaz tanecikler İzmir'de büyük bir konukseverlikle karşılandı elbet! Koca koca kadınlar, adamlar, bankalardan, ofislerden, adliyeden, dört duvar arası kapalı yaşamlardan dışarı taşarak gönüllerince eğlendiler. Bense onları izledim, fotoğraflar çektim ve bu neşe içerisinde yüzüme kocaman bir gülümseme takınarak ofisime giden yollarda yürüdüm. 

Ben Ankara'da büyüdüm; büyüdüğüm 24 yıl boyunca defalarca kar yağışını izledim penceremden, hiç ayak basılmamış yerlerine defalarca ayak bastım beyazlığın, okullar tatil olsun diye geceden başlayan kar yağışlarına niyetlendim, kardeşimle dedemin yaptığı kızağa bindim ama onca sene hiçbir zaman İzmir'deki bu sevinci görmedim Ankara'da. İzmir'in  kara "merhaba"sı öyle içten ve öyle özlem doluydu ki bir kere daha İzmir'in neşesine hayran oldum. Biz burada mutluyuz! Tek kelimeyle mutlu!

Her tarafta kardan adamlar vardı lakin Ankara'nınkiler gibi obez ve boylu poslu değil; minyatür ve az gelişmişlerdi. Buna rağmen İzmir'liler her zamanki yaratıcılıklarını göstermişlerdi.


Kar yağışının başladığı gün duruşmam vardı, kar yağışını hesaba katmayan mimar ve mühendisler sayesinde çoğu mermer olan yollarda bir Ankaralı olarak uçmadan yürümeye çalışmak oldukça zor oldu. İzmir'in kadınları kara rağmen topukluları çıkarmaz, bilen bilir. :)

Adliyeden ilk çıktığımda aşağıdaki adamla karşılaştım. Biraz dertliydi, malum işi zor, soğukta iş gelsin diye bekliyordu. Kendisi arzuhalcimiz. Sigarasından da eksik kalmamış!





Maalesef işler biraz kesat! Ben de ona gidip "katip arzuhalim yaz yare böyle..." dedim. Tüm "cool" luğunu takındı ve beni hiçbir şekilde umursamadı. 




Ofise geldiğimde ise aşağıdaki gırtlak kanseri olmuş (bkz. boğaz bölgesi) kardan adamla selamlaştık. Doktorumun söylediğine göre, trakeostomi operasyonu geçirmiş. Oldukça kibar bir beyefendiydi, bana elindeki çiçeği uzattı. Babasından dinledim, onu giydirirken elleri çok üşümüş, kestane sobasının üzerinde ısıtmaya çalışıyordu.




Ama hiçbirisi aşağıdaki kadar acıklı değildi. Bir köşeye sırtını yaslamış öylece kendine uzanacak bir eli bekliyordu. Bir kadınla buluşacakmış, beni kırmızı kaşkolumdan ve kara gözlerimden tanıyabilirsin demiş ama kadın buluşma saatinde gelmemiş. Ağlamaklı ifadesi beni üzse de yalnız kalmak istediğini söyleyince oradan da uzaklaştım. 





İzmir'e kar yağdı ne iyi etti.
Keşke bu yıl kar Van'a değil de hep İzmir'e yağsaydı... 










6 yorum:

  1. Kar yağsın kızaklar kayılsın. kar yağsğn mikroplar kırılsın. Benim bir dileğim var; Gönlümün yıldızı kaymasın..

    YanıtlaSil
  2. Dilediğinizce olsun hayatınız Profösörüm! :) Güzel niyetler ve güzel dilekler olacak güzel şeylerin başlangıcı.

    YanıtlaSil
  3. çok şahane bir post olmuş. kırmızı kaşkollu ekilmiş kardan adam favorim :)

    YanıtlaSil
  4. Teşekkür ederim Çavlan! :) benim favorim de o. Çok üzgün kıyamam.

    YanıtlaSil
  5. Ankara'da üniversitede okurken oda arkadaşım İzmirli idi. İlk kar yağışında nasıl sevindiğini unutamam. Bu kar yağışında İzmir'de olmak isterdim doğrusu.
    Kırmızı kaşkollu kardan adama bayıldım bu arada:)

    YanıtlaSil
  6. kırmızı kaşkollu kardan adam da sana bayılmış alkım. :) iki dakikada sattı sevdiceğini görüyor musun? Bu adamlar böyle işte' :)

    YanıtlaSil