dd

28 Aralık 2011 Çarşamba

Öyle Güzel Bir Gün Ki...


Uzun zamandır iyileşemediğim için, bugün sabahtan doktora gitmek için işyerimden izin almıştım. Sabah erken uyanmak zorunda olmadığım günlere tek kelimeyle bayılıyorum! Doktor izninin, benim için muhteşem bir günün başlangıcı olacağını asla tahmin edemezdim... Doktordaki işim hemencecik bitti; eczaneye uğradım, elimdeki torbada öksürük şurubum ve burun spreyimle birlikte tırıs tırıs vapura doğru yürümeye başladım... (Geçen gün bana pastil satarken günde 3-4 kez "emebilirsiniz" diyen egzotik eczacı, bugün de bu spreyden günde iki kez "puflatın" diyerek egzotik kişiliğini bir kat daha perçinledi ve ben de onu bu güzellikleriyle kabullenmeye ve ayrıca da sapık olmadığına karar verdim. Emebilirsiniz kelimesini duyduğumda irkilmiştim de!) 


İskeleye geldiğimde, uzun zamandır fotoğraf çekmediğimi ve bunun eksikliğini hissettiğimi fark ederek, pek de kaliteli görüntüler sağlayamayan telefonumla işe koyuldum. 





Sonra bir de baktım ki yaklaşık 10-12 tane pelikan karşımda. O kadar tatlılardı ki ben transa geçip onların yüzlerce fotoğrafını çekmeye başladım, tabii bu arada mutlu olduğum anlarda yaptığım gibi de tüm salaklığımla sırıtıyordum hatta "yavruuuuummm" gibi kelimeler sarf ediyordum. Kafamı kaldırdığımda yaklaşık 4-5 tane balıkçının beni izlemekte olduğunu fark ettim. Pelikanlar bana maskara olurken, ben de balıkçıların maskarası olmuştum! Tabii bu arada balıkçılar o kadar saygılıydı ki bakışları sadece benim halime naifçe gülümsemekten ibaretti. Asla çakal bir gülüş görmedim. Fakat ayağımdaki koca topuklular, yüzümdeki makyaj ve iş halimle ortama pek uyum sağlamadığımdan dikkat çektim sanırım. Ben onların bana baktığını fark edince bir adam hemen geriye doğru çekilip başını öne doğru eğdi ve ben o öyle davranınca o kadar üzüldüm ki... Bu yüzden kafamla ufak bir selam vererek "kolay gelsin!" dedim. Benim bu ufacık cümlem onların bana karşı duruşunu bir anda öyle değiştirdi ki anlatamam. İşte iletişim kurabilmek böyle güzel bir şey. Rahatlayarak daha doğal davranmaya başladılar. 


Böylece pelikanları, tuttukları balıklarla beslemeye de başladılar, fotoğraf çektiğimi fark ederek pelikanların bana poz vermesini sağladılar ve bunu gerçekten başardılar, pelikanlar  neredeyse evcilleşmiş. :) Bakınız aşağıdaki bir iki fotoğraf...  







Pelikanların en çok nesine bayıldım biliyor musunuz? Kafalarının arkasındaki dağınık tüylerine. Sanki yataktan yeni kalkmış saçı başı dağılmış adamlar gibiydiler. :) Çok şeker değil mi? İnsanın eliyle iyice dağıtası geliyor. 


Bu yakın plandaki pelikan inanılmazdı! Çok ciddi söylüyorum, bana onlarca poz verdi. Sürekli yan gözle beni kesiyordu ve kafasını şekilden şekle sokuyordu. Bu kadar yakınına gitmeme rağmen hiçbir şekilde kaçmadı. Hayvanlar sevgiyi inanılmaz bir şekilde hissediyor, hangisi olursa olsun! Tabii bu hayvan bir aslan olsaydı sevgisini göstermek için beni yiyebilirdi, o ayrı!!! İfade biçimlerimiz farklı. :)





Gülümsemeler eşliğinde oradan ayrılırken o kadar mutluydum ki! Kendimi yine çok şanslı hissettim. Bu gün için, İzmir'de yaşadığım için, buz gibi soğuğa rağmen tepemdeki aydınlık güneş için!






Sonra pide şeklindeki bu kayığı gördüm. Benim için o, kaşarlı-yumurtalı bir pide. Fotoğrafı çektiğimden beri her baktığımda bunu düşünüyorum. Onu bir kayık olarak kabullenemedim, şeklinden ötürü! Baksanıza, kenarlarına! Pidenin kenarını seveniniz varsa bu seferlik verebilirim!  ;)




Son olarak da bu güzellikle oraya veda edip vapur ile işyerime gitmek için yola koyuldum. 
Gün güzeldi, çok güzel!


2 yorum:

  1. çok güzelmiş gerçekten..
    pelikanlarla olmasa da martılarla çok benzer duyguları ben de hissettim. ama istanbul da bir erkek olarak aman tanrım şu martıya bak gibi cümleler kurduğunda balıkçılar senin için pek iyi düşünmüyorlar :D

    bu arada gerçekten de o bir pide :)

    YanıtlaSil
  2. Teşekkürler. :)
    ***
    Kaşarlı yumurtalı şahane bir pide hem de!

    YanıtlaSil