dd

17 Temmuz 2011 Pazar

Penguen

Son günlerde, ne zaman denk gelsem Planet Earth'ü izliyorum. (Merak edenlere: BBC HD'de hafta içleri akşam saatlerinde yayınlanıyor.) Bu belgeseli izlemek bende her seferinde çok garip sonuçlar doğuruyor. Kendimden geçiyorum istemsizce.

Büyülenmek, hayran olmak, hüzünlenmek, dertlenmek, sevgi patlamaları yaşamak gibi hallere giriyorum; pek hoşlanmasam da! Dün son olarak kendi soyumuzdan nefret ettiğimi bir kez daha fark ettim.

Hatta o kadar saçma bir ruh halindeyim ki kendime hayvan karakterlerinden sevgili falan seçer oldum. Mesela geçen akşamki bölümler çöller ve kutuplar ile ilgiliydi. (Hakikaten izleyin, muhteşem bir yapım. Ne kadar övsem azdır. Görüntülerin kalitesinden, müzik seçimine, anlatıcıya kadar her şeyiyle dört dörtlük!)

Dün akşamki bölümden sonra yazdığım şey şu:


Penguen gibi bir sevgili istiyorum, yüzü hep güler gibi, üşüdüğümde sokularak beni ısıtacak, emanet ettiğim yumurtayı karnında aylarca geri döneceğimi bilerek saklayacak, geri döndüğümde heyecanlanıp beni sesimden tanıyacak, beni görünce sevinçten çığlık atacak, kara kışlara dayanacak... Yani ben varolmayan bir erkek istiyorum!!!

Her an bir penguenle aşk yaşamaya başlayabilirim... Kısacası durum vahim! 

5 yorum:

  1. Neden doğduğumuz andan beri o güvenli sıcak karna, yaşamın olmadığı o cenine dönmek isteriz anlayamam bir türlü. Yaşamak cidden o kadar ağır bir yük mü? Onu tek başımıza karşılayacak gücü bulmak bu denli mi zor? Sanmıyorum.
    Sonsuz koruma, güven, gölgeye sığınma ancak cennet tasavvurlarında olur ki o ise zaten yaşam değil ölümü anlatır. Anne karnının o sonsuz güven ve huzurunu bal ırmakları ile huri vb. unsurlarla dekore eder. Neden bu hayali kurduğunu tahmin edebiliyorum ama ufak bir tavsiye. Elinin tersi ile it sen o hayali. Seni çürütür. Yaşamdan uzaklaşma.
    Yumurtalarını sen koru, taşı. Kışın, karın beyaz sonsuzluğunda donsun tüm uzuvların, sen katlan kara kışa hem de tek başına. İnan bana yumurtalar meyvesini verdiğinde, kara kış hafifçe yumuşadığında hala ayaktaysan işte o zaman tüm yaşamı ciğerlerinde hissedeceksin ve inan bunun tadı hiçbir cennetin, ceninin, erkeğin ya da kadının sana verebileceği bir tat olmayacak.
    İşte o zaman o dimdik halinle dimdik bir başka penguen bulabilir ve işte ancak o an paylaşmanın ve yaşamı beraberce yaratmanın tadı ile kayabilirsin göbeğin üzerinde zevkle buz öbeklerine…
    Sevgilerimle…
    Ps: Ben de National Geopraphic’e takılıyorum. Ama benim bu aralar favorim kör çöl kedileri :)
    Ps2: Ama sen ille de bir penguene kaçarım diyorsan sıkı giyin bak oralarda hava buralara benzemez :)
    İyi geceler sana

    YanıtlaSil
  2. Yazdıkların o kadar yerinde ki! Üzerine söyleyecek söz bulamadım. Ben uzun zamandır yalnızlığı ciğerlerime kadar hissetmekten ve tek başıma üşümekten yorulmuş olabilirim! Bu istek de o yüzden olabilir.

    Uyurken bile pek çoğumuz cenin pozisyonunda uyumuyor muyuz Vuslat? Uykuda; en huzurlu anımızda bile o ana dönmek isteğimiz boşuna mı? Kaçışın en basit yolu, rahimden düşmeden öncesine dönebilmek. Yediğimiz önümüzde, yemediğimiz arkamızda... Sonsuz bir sevgi, ne yapsak kızanımız, bağıranımız yok, acı bile versek! Göbek bağımız ile bağlıyız anaya, bize zarar verebilecek hiçbir kavram yok daha ortada! Göbekten bir kalkanın içindeyiz!

    Ben bir cennet hayali ya da tasviri istemiyorum... Cennete dair herhangi bir inanç da taşımıyorum! Ben sadece yaşayabilmek ve gülerek ölebilmek istiyorum. Çok mu şey istiyorum? :(

    YanıtlaSil
  3. Kesinlikle çok değil.
    Üstelik isteklerine ulaşacaksın buna inanıyorum. Hem de içten...
    Zaten gerçekten inanmaya değer kaç şey var ki çevremizde. Sen de inan lütfen...
    Sevgilerle...

    YanıtlaSil
  4. abi en güzeli timsah aslında yav
    ben timsah hayvanının sesini duymadım hiç, yani varsa da bilmiyorum, yani bana göre sesi yok
    o nedenle en güzel eş adayı timsah olur
    dırdır mırdır yok
    yemek yiyeceksen efendi gibi yiyosun sessiz sessiz
    sevişiyosan efendi gibi sevişiyosun sessiz sessiz
    haftasonu tatilindeyken herkes efendi sessiz sessiz

    bundan daha fazlasını arap bulsa götüne başına sürebilir...

    YanıtlaSil
  5. Murat, şimdi iyi güzel demişsin de bazen en büyük haykırış da sessizliktir geyiğini bana yaptırtma! O öyle sessiz duruyor ama sinsi sinsi bi'kere. Sinsiden insana hayır gelmez, kaç kurtul gördüğün yerde.

    Ayrıca da timsaha nasıl öptürteceksin kendini hadi bakalım? Bi küçük ısırık alabilir miyim der o sinsiii?

    YanıtlaSil