dd

8 Kasım 2011 Salı

Garip Olan Ben Miyim?

Bugün maruz kaldığım cümle şu oldu: "Kliniğe git, tedavi ol!"

Aşağıda yazışmaları aktaracağım, lütfen objektif olarak görüşünüzü söyler misiniz? Yanlış düşünen ben miyim? Eğer öyle ise gerçekten düzeltmeye çalışacağım...

Gece 23:00 sularında telefonuma bir SMS geliyor... 





B: Duygu
D: ?
B: Ben senin bayramını kutladım mı?
D: Yoo.
B: İyi bayramlar. 
D: Teşekkürler sana da iyi bayramlar. 
B: Napıyorsun bayramda, buralarda mısın?
D: B, bu saatte mesaj atılmasından hoşlanmadığımı çok defa söylemiştim. Bayram tebriği olduğu için kabul ettim sadece. İyi geceler. 

--- Şayet bu sadece bir bayram tebriği ise bence bu noktada mesajların sona ermesi gerekiyordu...---

B: Sadece bayramını kutlamak istemiştim. Gidiyorum D., değer verip veda etmeyi istemekle hata ettim. Sana değer verende kabahat. Hemen günah keçisi ilan et zaten!  

D: Duygu sömürüsüne girmeyelim lütfen. Bu saatte mesaj atılmasının hastalık ya da acil ihtiyaç dışında bir bahanesi olamaz benim için. Gitmek çok da hüzünlü bir şey değil üstelik. Sana defalarca bu saatte aranmaktan hoşlanmadığımı söyledim. Hala anlatamamışsam sinirlenmek de hakkım sanıyorum.

B: Naptım ulan ben sana, ne diye azarlıyorsun?

D: Ağzını bozma. 

B: Nankörsün. Doğru ya senin karanlık sevgililerin ve güzellik uykuların var düşünememişim. 

D: Neyse ki hiçbir zaman "sevgili"LER'im olmadı, terbiyesizlik etme. İlişkine karşı dürüst ol ve beni de rahatsız etme. 


B: Ben sana asıldım mı? Yanlış bir şey mi yaptım?


D: Asılmak ya da asılmamak önemli değil, sadece kendim dışında bir de insanların yerine kendimi koyarak düşünüyorum. Bu saatte senin sevgiline mesaj gelse hoşnut olur muydun bunu bir düşün ondan sonra kararını ver. Üstelik ben de şu an uyuyor ya da sevgilimle birlikte olabilirdim, düşüncesiz davrandın. Dipnot: hayatımda biri olup olmaması önemli değil, bu benim bakış açımla ilgili bir şey.


B: Bu burda kalmaz dökerim içimi de! Senin ne haddine yorum yapmak.  Hadsizlik etme bir daha kalbini kırarım. 

D: Önce sen haddini bilip kimi hangi saatte araman gerektiğini öğren. İnsanların hayatına kendi istediğin anlarda müdahil olamazsın, rahatsız oluyorum diyorum. 

B: Ulan yazıklar olsun be!

D: ... tekrar uyarıyorum, ağzını bozma. 

B: Kliniğe git tedavi gör sen!

D: Söylediğin şey hakarete giriyor. Devam edersen gerekeni yapacağım. Benden uzak dur, varlığın rahatsız ediyor. Anlatamıyor muyum? 

B: Eyvallah! 

***

Bu nasıl çirkin bir diyalog biçimi... Beni de çığrımdan çıkardı! Belki hiç yanıt vermemeliydim. Ama durmuyor ki bitmiyor, susmuyor. Bu insanın bir sevgilisi var, hatta bildiğim kadarı ile nişanlandı. Üstelik bu insan benim sadece iş gereği diyalog halinde olduğum birisi, uzak bir tanışıklık ve bir kaç sohbet dışında herhangi bir münasebet de yok ortada! (Yalnız kendisi bir gün bana, 2007 yılından bu yana beni izlediğini ve çok saygı duyduğunu söylemişti, saygı duyan insana bakın!!!) Buna rağmen, hayatıma gecenin 11 inde müdahil olma hakkını kendinde bulabiliyor. Ben bu insana böyle bir rahatlık sunmadım ki nasıl bu kadar rahat davranabiliyor. Rahatsızlığımı bildirince de "hadsizlik" ile suçlanıyorum. Garip olan ben miyim yoksa bu insanın tavrı mı? Benim çocukluk arkadaşlarım, dostlarım dahi beni gece saatlerinde rahatsız etmez çünkü bu bir saygı göstergesidir... Tamam bir ihtiyaç varsa, koşup yetişebileceğim bir yer varsa canım feda, 3'te 4'te 5'te bile arasınlar! Elimden geleni yaparım. Ama böylesi... Hiç hoş değil. 

İşte bu yüzden cep telefonlarından nefret ediyorum. Herkes, herkesin hayatına zırt diye girip zart diye çıkma hakkını buluyor kendinde. Bir mesajla, üç beş basit kelime ile taciz serbest, atış serbest! Bazen sırf bu yüzden telefonu fırlatıp atmak istiyorum! Bir ara telefonsuz yaşamayı denedim ama iş hayatı ve ailemin uzakta olması nedeni ile olmuyor. İşte kullanmayı bırakamadığım için de böyle densizlikler gece gece asabımı bozmaya devam ediyor!

9 yorum:

  1. Bazen de telefon çaldırılıp bırakılıyor. kim olursa olsun açıp da cevap vermiyorm. Çok acil olan kişi yenuden arasın beni. Kontörden kaçınmasın. Acaba sen de müsait değilim desen çorun çözülebilir miydi. ya da karşımızdaki kişinin başka amaç ve duygularla bir eyleme girişiyorsa diyaloğa girmemek belki daha iyi.. En azından asabınız bozulmaz..

    YanıtlaSil
  2. Bu malesef ülkemizde çok genel, çok sık rastlanan bir durum. Birisi seni bir biçimde mağdur ettiğinde, sen mağdur olduğunu dile geitrdiğinde çol salakça biçimde kendilerinin haklı senin rahatsızlığını söylemekle hem haksızz hem de kaba olduğunu söylerler. Bu bir ömür mesafesinde alınan yoldur, iş bu aşamaya geldiğinde bu kişileri düzeltmek mantıklı olanı göstermek mümkün değildir. Fazla lafı uzatmadan cevapsız bırakmak ya da bu kişilerle teması sıfıra indirmek eyleminin bedeli de ömrünün geri kalan bölümünde bu kişi tarafundan "egzantrik, kaba, nankör" olarak yaftalanmaktır.

    Canınızı fazla sıkmayın. Bu çocukça saçmalık ülkemizde çok bulunuyor. İnsanlar büyümekten, sorumluluk almaktan, karşısındakini anlamaktan delice korktuğu sürece de daha çok göreceğiz.

    :(

    YanıtlaSil
  3. @Profösör: Müsait değilim demek benim gerçeği dolandırmam olurdu, rahatsızlığımı dile getirmek daha dürüst bir davranış değil mi? Müsait değilim dediğimde, üç gün sonra yine aynı şeyle karşılaşabilirdim. Zira rahatsızlığımı daha önce belirtmeme rağmen hala bu davranışla karşılaşıyorum. Sanırım cevapsız bırakmak daha iyi bir seçenek.

    @Vladimir: Yorumunun son paragrafı o kadar doğru bir tespiti içeriyor ki Vladimir. Karşımızdakini anlamak çabasında olmuyoruz hiçbirimiz. Varsa yoksa kendimiz! Bu olay bu insanın kendi başına gelse eminim aslan kesilirdi... Bencillik diz boyu. Bu konuşmada ben kendim dışında, O kişiyi ve o kişinin ilişkisini de düşünerek hareket ettim. Ama sonuçta yine kaba, nankör ve hadsiz olmakla yaftalandım... Haklısın!

    YanıtlaSil
  4. Aslında iki yazını da hemen okumuştum. Yorumlarımın, söyleyeceklerimin içeriğini az çok bilebileceğini düşündüğümden yazma gereği duymamıştım. Fakat yine de bir selam vermek istedim şimdi. Fırıncı ve bu olay anlatımı ile ilgili ne diyeceğimi bildiğinden tekrarlamayacağım. O yüzden Merhaba sana...

    YanıtlaSil
  5. Noktasına virgülüne kadar katılıyorum.O kadar haklısın ki...ve bu insanlardan o kadar çok var ki...Telefon numaramız kendilerinde mevcut olunca, 24 saat ulaşılmaya açık olduğumuzu sanıyorlar.Aman hadi neyse dur cevap yazayım ayıp olmasın dediğinde ise gereksiz bir samimiyet oluşuveriyor,kırk yıllık dost pozlarına giriliyor,zaman zaman daha da kötüsü oluyor.asılmalar başlıyor.ne geliyorsa başımıza,rahatsızlığımızı açıkça dile getiremememiz yüzünden geliyor.

    Seni rahatsız eden bir durumu belirtmene rağmen, kusura bakma deyip mesajlarına bir son vermesi gerekirken,hala mevzuyu uzatıp seni rahatsız etmeye devam eden bu şahsiyetin tedaviye ihtiyacı var bence.

    YanıtlaSil
  6. :) Sevgili Poliganum öncelikle hoşgeldin! Uzun zamandır yeni bir izleyicim olmamıştı, sorun benim son dönemlerdeki durağanlığımdan ve akıl yitimimden kaynaklanıyor muhtemelen. Bu yüzden bana yeni bir kan, yeni bir can kattın; mutlu ettin. Yeniden hoşgeldin!

    Hani demişsin ya "ne geliyorsa başımıza, rahatsızlığımızı açıkça dile getiremememiz yüzünden geliyor." diye...

    Eskiden yani bundan bir kaç sene öncesine kadar; aman o kırılmasın aman bu alınmasın diyerek yaşar, kimse benim yüzümden üzülmesin isterdim. Sonra bir baktım ki benim bu yönüm hiç de iyi niyetli karşılıklar bulmuyor, fark ettim ki birileri kırılmasın diye hep ben kırılıp dökülmüşüm. O gün bugündür, kime ne söyleyeceksem takınabileceğim en üsturuplu halimle söylüyorum. Saygı duyduğum, bir elin parmağını geçmeyecek kadar insan dışındaki insanların benim için ne düşüneceğini önemsemiyorum, umrumda bile değil! Birileri benim özel alanıma tecavüz ediyorsa ben de gerekirse bu tecavüze en ağır yumruklarımla karşılık veriyorum. Savunma mekanizması mI? Evet ama inan böylesi hem kendimiz hem onlar hem de işin ucunun dokunabileceği üçüncü kişiler için daha sağlıklı...

    YanıtlaSil
  7. bahsettiğin mesele sadece telefonla sınırlı olsa keşke hayatına yeni kabul ettiğin insanlar çok kısa bir zamanda tüm hayatın üzerinde hakları varmış gibi kendilerini konumlandırabiliyor bununla da kalmayıp birde seni şekillendirmeye yön vermeye bile girişebiliyorlar senin yerine düşünen senin yerine karar alanlar hepsi aynı sığlıkta beslenmiş pis suların kokuşmuş balıkları

    YanıtlaSil
  8. Söylediklerinin tamamına katılıyorum Rögar. Bir kere taviz verdiğimiz an olayın boyutu değişiyor. Sert bir kaya gibi durmak da insana iyi gelmiyor. Ortasını bulmak ve ortasını anlayana rast gelmek gerçekten bir şans... Belki ben bile istemsiz şekilde bunu karşımdakilere yapıyorumdur. Özeleştiriyi de yapabilmek lazım.

    Yoklardasın, fazla merakta bırakma. :)

    YanıtlaSil
  9. iniş çıkışlar diyelim iş,sektör değişimi adapte olma süresi biraz sıkıntılıydım ama hallettim şimdi gayet iyi gidiyor herşey
    fırsat buldukça okumaya gayret ediyorum yazmak ve yayınlamak için zaman ayıramıyorum açıkcası

    YanıtlaSil