dd

11 Temmuz 2010 Pazar

Bir Akıllı Siz Misiniz?

Hani özellikle şarkı-türkü yarışmalarında oy artırmak için kendi yörelerine (atv'deki Türkünü Söyle yarışmasına denk gelince "yöre" kelimesine yöneldim), Belediyelerine, Derneklere, Vakıflara falan selam ediyorlar ya. Hah işte ben o kadar sinsiyim ki ben de okuyucularıma göndereceğim ulan selam! Bir bildiği vardır bu kadar selam gönderen insanın, yıllar yılı değişmeyen bir gelenek neticede. Üstelik sunucular da hep izin veriyor! :)

Şimdi benim blogumda "who is among us" diye bir oluşum var. Hani en altta, yeşil kutu ve üzerinde sarı renkle, genelde "1" yazan kutucuk. "1" in ne anlama geldiğini de söyleyeyim; o anda blogda yalnızca sizin olduğunuzu gösteriyor kendisi. Benim blogum kişiye özel, biri varken diğerini almıyorum! Yoksa talep çok yani! Ben sizi düşünüyorum, rahat rahat okuyun, 'benden başkaları da şu an burada tedirginliği' yaşamayın istiyorum. Yoksa ben de bilirim 500 kişi doldurmayı aynı anda. (Allah benim belamı versin!)

Neyse şimdi ben bu konuşmayı yarışmacı olduğum bir yarışmada yapsaydım şimdiye beni "Güdük Necmi Odası" na falan yollamışlardı. (Bir de odalara isim koymaca olayı var o yarışmalarda...)

Her neyse, söze, sadede geleyim;

Buradan,
Öncelikle pek muhterem Buenos Aires'li okuyucuma bienvenidos ¿Qué tal? demek istiyorum. Muhtemelen sadece bir kez, bir delilik anında bloguma denk geldin ama yine gel-, maviş bayrağınızı görünce içimi bir sevinç kaplamıştı! Gerçekten!

Bloguma Taiwan'dan katılan arkadaşım, seni yitirmek istemem. Elalemin unuttuğu beni, sen denk getirdin neticede! :) Yoyoların memleketinden bloguma neşe kattın. Yine bekleriz. Gerekirse Taiwan ağzıyla da yazarım ben. Tao'dan, Buda'dan, Konfüçyüs'ten dem vururum. Olmaz mı?

Sevgili Europe'lum (artık o da niyeyse 'Europe' yazıyor) ilerideki tarihlerde, kim bilir belki senin hatırına "AB'ye uyum sürecinde Türkiye" başlıklı artık yüzyılın en klişe konusu haline gelmiş bir yazı yayınlarım, ilişkilerimiz perçinlenir. Sonra sen açarsın kollarını, ben bağrına yaslanırım.

Gebze'deki dosta, Bursa'daki çürük elmama, İzmir'deki 17 okuyucuma (ki bunun 3'ü bizzat kendim oluyorum:)), Ankara'daki 6 okuyucunun 5'ine (biri yine ben oluyorum), Eskişehir'deki ikinci benliğime (itiraf ediyorum oradan giren de bendim), Fransa'ya, Amerika'ya (yok bunlar hakikaten ben değilim), Samsun, Adana ve Gaziantep'e (ulan bu da oda arkadaşım olabilir mi ki geçen duruşma için gitmişti), Büyükçekmece'ye, Orlu'ya (ora nire? Çorlu?), Muğla'ya selam ediyorum.

Oylarınızı bekliyorum.
"GÜDÜK" yazıp, ucunu yakın, şişeye koyup denize atın, ben tutcam burdan!

- İyi de kimse okumuyorsa ben niye yazıyorum ki?! :)
- Salak! Blog adresini kimseye vermeyen sensin... Nerden bulup okusunlar!!!
- Onlar da vermemiş işte ama bi' dünya okuyucuları var, gırla bak!
- Olsun hiçbir şey olmasa hatıradır.
- Ben hatıra sevmem ki,
- Kişisel arşivindir?
- Napıcam ki ? Enstitü müyüm ben arşiv tutayım?
- Ya geç işte, yaz gitsin, anlık mutluluk de.
- E iyi peki madem.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder