dd

2 Ekim 2011 Pazar

Filmekimi 2011

Pek çoğunuzun bildiği üzere, Filmekimi bu yıl 10. yaşını kutlaması sebebiyle tarihinde ilk kez İstanbul dışına seyahat ediyor!(İzmir, Bursa, Diyarbakır, Konya, Trabzon) İstanbul'da yaşayanlar bunun bizler için ne büyük nimet olduğunu bilemez... Ben Ankara'da büyüdüğüm için festivallere uzak değildim ancak gelin görün ki İzmir, sinema ve festivaller konusunda gerçekten bitik durumda! Bu yıl bazı atılımlar oluyor gerçi daha iyiye gidecek gibi... Neyse efendim ben de filmekimi'nin şehrimizi ziyaret haberini alır almaz biletix'in biletleri satışa çıkaracağı günü ajandama uyarılı olarak kaydetmiştim. 

O gün dündü ve geldi çattı! Sabahın 8.30'una kurduğum alarm zarıl zarıl çalmaya başlayınca, koşarak bilgisayarın başına geçtim. Amacım hemen en güzel yerden koltuk kapmaktı. Fakat koltuk seçilemediği gerçeği ile yüzleşince önce bir gerildim! Bir de lale kartı olmayana satış da yoktu ilk yarım saat kadar, bu nasıl iş kardeşim, bu ne saçma organizasyon diye hemen saydırmaya başladım sabırsız yurdum insanı minvalinde. Neyse sonra genel üyeler için de biletler satışa açıldı, hala koltuk seçilemiyordu ama ben bu konuda kendimi sakinleştirerek sistemin benim için seçtiği kıyılardan köşelerden biletlerimi aldım. ("aman canım kenarlardan dışarı çıkması kolay olur" diye kendimi telkin yoluyla mutlu ettim.)

Ben bu tür organizasyonlara tek başıma gitmeyi çok severim. Çünkü yanımdaki biri ile filmi yorumlamak ya da hmmm, ooo, aaa şeklinde tepkiler eşliğindeki dürtüklemelere maruz kalmak ve maruz bırakmak istemem. İnsanoğlu bazen kendini engelleyemiyor. Ben de bu tip durumlardan gerçekten hoşlanmıyorum. Benim için tiyatro, konser, opera, sinema gibi faaliyetler trans halinde izlenmelidir. Ben o şeyin içine dalıp gitmeliyim, çevreyle ve insanlarla irtibatı koparmalıyım. En son bir arkadaşla ya da bir sevgili ile ne zaman sinemaya gittiğimi bile inanın hatırlamıyorum!



Filmekimi'nde benim büyük bir hevesle beklediğim bir kaç filmin İzmir seçkisine alınmadığını görünce gerçekten üzüldüm. Ben de elimizdekilerle yetinip huzursuzluk yaratmamaya karar verdim. 

Hatta 12-13 Ekim'de iş nedeni ile Ankara'ya gidecek olmama ve muhtemelen 14 Ekim'de izin alıp bunu haftasonu ile birleştirme seçeneğim olmasına rağmen (böylece 5 günlük bir tatil yapabilirdim.) 15 Ekim Cumartesi günü için "The Sleeping Beauty/Uyuyan Güzel" filmine aldığım bilet nedeniyle (ki bu film bana Boris Vian'ın "Ve Bütün Çirkinler Öldürülecek" kitabından çağrışımlar yaptı. Çünkü konu olarak birebir örtüşmese de trailer'ını izlediğimde, kitabı okurken gözümde canlanan mekanlara benzer mekanlara denk geldim.) tırıs tırıs İzmir'e geri döneceğim. Filmekimi'nin tek bir filmini iki günlük Ankara tatiline tercih ettim kısacası. 

16 Ekim Pazar günü içinse büyük bir cesaret ile arka arkaya 3 filme bilet aldım. Artık o gün beyin travması mı geçiririm, bende ahraz mı kalır, felç mi iner bilemiyorum ama dayanamadım ve aldım. Hatta sonra kendimi teskin ettim, aman canım aralarda ufak aralıklar var, o aralarda çıkar hava alırım. Acıkırsam diye yanımda kendi yaptığım glutensiz ekmeklerden götürür onu kemiririm, kafa boşaltacak bir kitap alır onu okurum. (Filmlerde film arası yok da!)  

Benim gideceğim filmler, Uyuyan Güzel, Melankolia, Tehlikeli İlişki ve Peki Şimdi Nereye? Gökten Bir Uydu Düştü filmini de görmek istiyordum fakat beyin dipciklemesi geçirmemek için ve Ankara'dan dönüşte daha geç saate uçak bileti alabilmek için onu bir başka bahara erteledim... Her an bu fikrimi de değiştirip bilet alabilirim o ayrı. 

Filmlerle ilgili olarak, anlatabilecek beyin kapasitem kalırsa blogda paylaşımda bulunurum. Pazar günü o kadar yoğun geçecek ki filmlerin bitişi saat 23:30 civarlarını bulacak, eve gelişim 00:30 desek artık ertesi gün işe ne halde giderim orası meçhul! 

(Bu arada bu seneki afişi çok beğendim. Oldukça anlamlı olmuş.)

1 yorum:

  1. Afişin yorumu; "Film hayattır..Hayatımızdır.. nayatla göbek bağımızın oluşudur.."

    YanıtlaSil