dd

4 Ekim 2011 Salı

Ötanazi ve Kelimeler

*Neron’un hocası Seneca “ Bineceğim gemiyi, oturacağım evi seçiyorsam ölümümü de seçmeliyim” değişiyle bilinirmiş.


Benim düşüncem o ki, kendi ölümünü seçme hakkı kişilere veya varsa kanuni temsilcilerine hukuken ve tıbben tanınmış ise dahi çok sıkı kontrol ve denetimlere tabii olmalıdır. Yaşam hakkı insanın en biricik ve en temel hakkıdır; bu nedenle gereğince ve hak ettiği tüm değeri görerek korunmalıdır. Ötanazinin kabul edildiği ülkelerde denetim mekanizması sağlam şekilde kurulamadığı takdirde engellenemez ve önü kesilemez anlamda olumsuz sonuçlar doğurabilecektir.


Türkiye açısından değerlendirecek olursam; özellikle ülkemizdeki yoğun İslam inancı (ve ayrıca diğer tek Tanrılı dinler açısından "yaratıcı"nın mevcudiyetine olan inanç), ötanazinin karşısında yıkılmaz bir duvar olarak durmaktadır.



Bu konudaki tartışmalarda ülkemiz düşünüldüğünde belki de bu yüzden olan hep şudur; önce dini inançlar sorgulanır, ardından ötanazinin tıbbi ve hukuki yönü konuşulur. Öyle sanıyorum ki her ülke ve her toplum kendine has inanç, yaşayış, görüş ve sair özellikleri kapsamında ötanaziyi değerlendirmektedir. Dolayısıyla bu da insanın ölümüne dair bu şeyin yani ötanazinin, sadece hukuk ve tıp anlamında değerlendirilerek sonuca varmanın mümkün olmadığına dair en önemli veridir. 



Esasen ötanaziye "evet" ya da "hayır" konusu konuşulurken birtakım örnekler üzerinden gitmenin iyi olacağını düşünüyorum. Bu noktada belki de en kilit soru: Kişinin bedeni sadece kendisine mi aittir yoksa beden ve o bedenin sürdüğü yaşam tüm topluma ya da bir din inancı düşünüldüğünde Tanrıya mı aittir? İşin bu kısmı felsefik gibi görünse de ötanazi bu soruya vereceğimiz cevap ile kuvvetli bağlarla ilintilidir. Bu sorunun cevabını net şekilde verebilmek oldukça zor; belki de bu yüzden ötanaziye evet ya da hayır demek bu denli kararsızlığa düşürüyor kişileri.


Örnekleyecek olursam, "Bedenim sadece bana aittir dolayısıyla onun mevcudiyetine son verme konusundaki karar hakkı da sadece bana aittir." ya da "Bu beden bana ait değil, bedenim Tanrı'nın ruhuma giydirdiği kılıftır. Dolayısıyla onun mevcudiyetine son verme hakkım yok. Tanrı'nın takdiridir." vs...vs...  
Bu tür örnekler çoğaltılabilir.



*Ötanazi eski Yunan dilindeki kolay ve yumuşak anlamına gelen “eu” ve ölüm anlamına gelen “Thanato” kelimelerinden türemiş olup; sessiz ölüm anlamına gelmekte... 


Oysa Türk Dil Kurumu tarafından verilen karşılığı "ölme hakkı".(1) Biraz daha kapsamlı düşünecek olursak, "yaşamından ümit kesilen hastaların dayanılmaz boyuttaki acılarını dindirilebilmek maksadıyla doktor kontrolünde hayatlarına son verilmesi" anlamında kullanıldığını söyleyebiliriz. Kelimenin kökeni ile bugün -en azından- bizim dilimizdeki kullanım şekli dahi ötanaziye bakış hususunda yüzyıllar sonraki değişimi göstermektedir. Benim burada gözüme çarpan şey, Eski Yunan dilinde kelimenin kökeninin, kelimenin kendisini olumlamasıdır.




Eski Yunan dilini ve kelimenin kökenini düşündüğümüzde "Sessiz ölüm, yumuşak ölüm" ile karşılaşıyoruz. (Öyle sanıyorum ki önümüze seçenekler konulsa pek çoğumuz yumuşak ya da sessiz bir ölümü isteriz.) Oysa dilimizdeki anlam karşılığında ben bu olumlamayı göremiyorum.

Netice olarak kelimeyi/kelimeleri algılayışımız, bireyi olarak yaşamakta olduğumuz toplumun duruma/olaya/şeye genel bakışı ile de şekillenmekte. İşte tam olarak da bu nedenle yabancı dillerdeki pek çok kelimenin Türkçe'de tam bir karşılığı bulunmadığı gibi; Türkçe'deki bazı kelimelerin de herhangi bir yabancı dilde karşılığı bulunmayabiliyor.




(1) Ben kelimelere ilişkin araştırma yapacağımda Türk Dil Kurumu ile birlikte mutlaka Türk Dil Derneği'nin web sitesine de bakarım. Türk Dil Derneği'nin duruşunu kendime daha yakın buluyorum. Zira ötanazi için de daha güzel bir karşılık geliştirmişler. 


İlgilenenler için: 
http://www.dildernegi.org.tr





5 yorum:

  1. Bu aralar biraz yeteneksizim Profösör. Yazamıyorum, sıkıcıyım, vs.vs.
    Rica ederim, ha'şa. (aydınlandım demişsiniz ya ne ağır sözmüş meğer şimdi daha iyi anladım.)

    YanıtlaSil
  2. malum, bireyin doğum hakkı elinde değil, bıraksınlar da ölüm hakkı elinde olsun...

    YanıtlaSil
  3. Muratcım, iyi demişsin hoş demişsin, ben de ötanaziye kesinlikle karşıyım diyen bir insan değilim ancak ötanaziyi savunmak da çok çok çok zor. Çünkü bildiğim kadarı ile bazen öyle durumlar oluyor ki birey bu konudaki kararını kendisi veremeyecek durumda oluyor ve onun yerine "mirasçıları" şeyyy pardon en yakın hasımları bu kararı vermek durumunda oluyor. Hal böyle olunca da işin içinde başka bit yenikleri aranmaya başlıyor. Kötüye kullanım ve istismara çok açık bir alan, incecik bir köprü, kızgın bir kor kısacası...

    YanıtlaSil
  4. Ölüm ne bir an geri kalır ne bir an ileri gider. Ecele bırakmak lazım. Ötenazi bir intihar çeşididir. İntihar haramdır.

    "Sessiz ölüm, yumuşak ölüm" ifadesi kullanılsa da bizce dışarıdan görünen yanıltıcı olabilir. İnsanın ruhunun neler yaşadığını kimse bilemez.

    YanıtlaSil