dd

23 Ekim 2011 Pazar

İçimin Yarası Derin

Tam 6 gündür blogumda kıpırtı yok, beni takip edenler bilir normalde böyle uzun aralar vermem. Fakat uzunca bir süredir keyifsizim. Beni yazmak için tekrar harekete geçirecek olan şeyin böyle acı bir olay olmamasını dilerdim! Lakin anlatacaklarım var:

23.10.2011 ülkem bir kez daha kötü bir haberle uyandı! Haber kötüydü, çok kötü! Kandilli Rasathanesi merkez üssü Tabanlı olan 6.6 büyüklüğünde bir depremi açıkladı. Depremin büyüklüğü Amerika Jeoloji Merkezi tarafından 7.3 olarak açıklanmıştı. Üstelik ilk veriler depremin 6.6'dan çok daha büyük olabileceğini söylemesine rağmen Kandilli, lokal ölçekti oydu buydu derken kendisinin birincilik derdine düştü. En birinci biziz ilk biz haber verdik, sonra da revize ettik gibi bir yarış içine girdiler! Bu durum ilk falsomuzdu. Ölçeğin yanlış verilmesi değil; birincilik derdine düşülmesi... 

Bunun yanında ben bugün depremle birlikte ikiyle, onla, yüzle, milyonla çarpılmış; bedeli olmayan bir acıyı daha yaşıyorum! Memleketimde yeşeren nefretin acısını... "Oh olsun" dediler, "ONLAR-BİZİ şehit ettiler ama yine de yardım edelim" dediler, "yardım etmeyin" dediler, bu sözlerle beni ve bir çoklarını bin kere daha öldürdüler. Memleketim bugün milyon kere daha "Onlar" ve "Biz"e BÖLÜNDÜ! Acılar çarpı işlemleri ile çoğalırken, memleketim ve insanlığım bin parçaya daha bölündü. 



Ardından yardım derdine düştük! Mesajlar ile maddi yardım yapılabiliyordu. Ancak su, ekmek, giyecek yoktu! Bunun için bir şeyler yapmak istedik. Ben İzmir'de yaşıyorum, İzmir'de neler oluyor dedim ve telefona sarıldım. Polisi, Belediyeleri, Valiliği, Afet Merkezlerini aradım. Elimde dedim, yorgan, yastık, kıyafet var! Ulaştırmak istiyorum, biz n'apıyoruz sorusunu sordum. Saat akşam 21:00 olmuştu ve yanıtlar çok acıydı! Devletim kriz yönetiminde yine sınıfta kaldı!!!

Polisim: O konuda bilgimiz yok dedi. Belediyeye yönlendirdi.

Belediyem: Bugün Pazar, şu anda zaten kimse yok, size bir numara verelim YARIN orayı arayın öğrenin dedi. (Sosyal Hizmetler: 0232 399 40 75)

Valiliğim: Aradığınız için çok teşekkürler, şu anda yiyecek, giyecek toplamaya başlamadık henüz ERKEN ama 1-2 gün içinde başlanır ve medyadan mutlaka öğrenirsiniz dedi.  

Bir Afet Merkezim: Yanıt bile vermedi... 

İnsan hayatının saliseler arasında gidip geldiği bu anda "HENÜZ ERKEN" demek ne kadar da kolaydı... İnsanlar aç, insanlar susuz, insanlar evsiz, hava soğuk, elektrik yoktu! 

Netice olarak polisimin, belediyemin, valiliğimin, afet merkezlerinin veremediği bilgiyi sağolsun Best Van Tur verdi.(444 oo 65)

İzmir'da yardımlar Bornova'da Uğur Mumcu Kültür ve Sanat Merkezi'nde toplanmaya başlamıştı. Peki ya diğer semtler? Onlar ne olacaktı??? 


***

Yazacak, anlatacak o kadar çok şey var ki ... Fakat gücüm yetmiyor, içimin yarası derinden sarsıyor! Ben bugün, depremde hayatını kaybeden insanların yası ile birlikte insanlığını kaybetmiş canavarların da yasını tutuyorum...


Benim canım babam şu anda Erciş'te; depremin en yoğun etkilerinin sürdüğü yerde, babam iyi, haber alabiliyoruz... Şantiyede, yanlarına sığınan halkla birlikte soğuğu aşmaya çalışıyorlar. Güçleri yettiğince! Ölüm çok, ölüm yakın, ölüm yanlarında, her yerde! Erciş tuzla buz! 

Peki ya başka babalar? Başka anneler? Ya onların kuzuları... Onlar da iyiler mi? Ya siz? Siz bugün, bin kez daha bölünerek parçalanan bu memlekette hala iyi misiniz?

2 yorum:

  1. Ben 1999 depreminin basın tarafından bir güzel örtbas edilmiş olan boyutunun burada tekrar etmemesini ümid ediyorum. Organ mafyası depremden sağ kurtulabilmiş insanları avlamıştı. Civar yerleşim alanlarından gelen fırsatçılar bir şişe su bir somun ekmek için servetler kazanmıştı.

    Yardıma gelince dilde hoş duran bir kelime. 1999 depreminden dersler a<lınabilmiş olması şu anda çok değerli olabilirdi. :(

    YanıtlaSil
  2. Şu anda da bir güzel örtbas ediliyor Vladimircim! Maalesef yine aynı yerdeyiz, 12 yıl sonra hala aynı yerde olmak koyuyor insana!

    YanıtlaSil