dd

26 Eylül 2010 Pazar

Dolap*


Ben işte hep böyle yarımım hayatta! Akıl ile hayal arası...
Bazen size gerçek sandığınız hikayeler anlatırım. Sadece gerçek olsun istediğimden... Anlatım anına sığan o dar vakitte kendim de yaşadığımı sanarım.

Şimdi...

Deli bir kadını sevmek neye benzer? Denediniz mi, denemediyseniz anlatırım. Bunun için herhangi bir ücret talebim de mevcut değil! Sadece iyiliğiniz için...

***
Önce her şeyi çekmecelerden sökercesine çıkarıp aldı. Tüm kazaklarını, iç çamaşırlarını, küpelerini, inci kolyesini. Desen desen şal ve anne örgüsü atkıları (2 ters bi' düz), dar ve bir zamanlar ince olan beline oturan ceketlerini. Tek tek askılarından çekip aldı. Gün sonu çıkarılmış olan giysilerle dolu yatağın üzerine yığdı. Bu dağınıklığı sevebilmek adına daha önceden ona bir isim koymuştu, küçük bir oyun. "Sevgi tepeciği!"
Sevgilisinin ve kendisinin giysileri, her gün sonunda üst üste burada yığıldığı için giysilerinin sarmaş dolaş haline koyduğu isimdi bu! Bedenlerinin yapamadığı şeyi giysileri yapıyordu oracıkta. Sarılıyorlardı... Dağınıklığın farkına varmadan ve etrafı umursamadan sarılıyorlardı...Söküp/çekip aldığı giysilerden oluşan ve artık tepeden dağ mertebesine ulaşan sevgiye bakınca sinirleri bozuldu. Bu kadarını toplamak çok zor olacaktı. Neden dağıttığına dair en ufak bir fikri de yoktu. Çünkü oynattığı her şey düzenli ve uslu şekilde otururlarken yerlerinden edilmişlerdi. Haneye tecavüz!

Dizlerinin altındaki turuncu kilime çömeldi, yarattığı/yok ettiği dağa bakıyordu. Yaratıcı/yok edici gücün verdiği kibir yoktu kendisinde; hiçbir zaman olmadı.Azıcık kibir sahibi olsa her şey daha kolay olabilirdi hayatta. Ama azıcık... Şimdi hepsini, tüm sevgiyi bir bir katlıyordu. Yeşil kazağı düşünelim; önce sol ve sağ kenarlardan içe doğru ince bir kıvrım, kolları katla ve içe bük! Hepsi için aynı işlemi tekrarladı. Tüm sevgiyi bu şekilde katlayıp yerine koymak saatlerini aldı. Çekmeceleri örttü, dolapları kilitledi. Şimdi koca giysi dolabının içinde düzenli, yalnız, dokunulmaz şekilde duran onlarca kazak, pantolon ve ceket vardı. İçi rahatladı çünkü dolabın kapakları kapalı idi, hiçbir şey olduğu yerden kaçamaz, göçemezdi şu andan itibaren. Şu var ki bundan böyle kendileri gibi giysileri de sarılmıyorlardı...Artık delirmişti.


***

Kimi isterseniz onu sevmek gafletinde bulunun. Sonrasında görüşmeyelim...

* Bu yazı 2008'li yıllardan kalmış. Bir alttaki yazının son paragrafına atfen: "Ne mutsuzmuşum yahu!"

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder