dd

10 Aralık 2010 Cuma

Siz Hiç?

Her yeni gün, düzenli şekilde, şahsınıza tirbuşon misali sokulan bir lafı okumak nasıl bir şey bilir misiniz? Ben biliyorum. Çünkü her gün düzenli şekilde bana sokulan lafları okuyorum. "Sana laflar hazırladım!" cümlesinin uygulamalı eğitim dersini alıyorum.  Sanal dünyanın lanetlerinden biri de budur. Acınızı bile doğru düzgün yaşayamazsınız. Eskiden, "Acaba nasıldır?", "Acaba benden nefret ediyor mudur?" diye kendi kendimize sorarken, artık bu cevapları bizzat birinci ağızdan fakat dolaylı yollardan alırsınız. Hatta muhtemelen bir süre sonra ne kadar muhteşem yeni aşklara yelken açtığını falan da öğreneceksinizdir. Şöyle söyleyeyim: Bu şey, haddinden fazla yorucu...

***

Benim ne twitter'ım, ne msn'in, ne de facebook'um var! İnanın bu şekilde çok mutluyum. İçinde bulunduğunuz şeyin ne büyük bir pohpohlama kumpanyası olduğunu öğrenmek istiyorsanız iletinize hiçbir sebep göstermeden "Çok acil 56.000-TL'ye ihtiyacım var. Zor durumdayım." gibi bir şeyler yazın. 

Hani şu doğum günlerinizi facebook'tan ya da twitter'dan "yazılı şekilde" kutlamayı sektirmeyen güruhtan kaç kişi arayıp neyin var, ne oldu diye soracak bir izleyin bakalım... Sizi arayanlar, yine üç beş dostunuz olacak! Onlarla olan iletişiminiz de zaten gündelik hayata dair olacak... 

Ha son olarak ben de buradan bir mesaj vermek isterim: Yediğim laflar yüzünden dilim lal olmuş, hiçbir şey yazamaz hale gelmişimdir.  Zira yazdığım üç beş satır bile bana fazla görülmüş, yazılarım üzerinden de laf sokulmaya başlanmıştır.

Hey gidinin sanal dünyası, senden nefret ettiğimi daha önce söylemiş miydim???

3 yorum:

  1. adı üzerinde sanal alem..umursama bence. paylaşmak güzeldir.sevgilerimle :)

    YanıtlaSil
  2. Öncelikle yaşadıkların için üzgün olduğumu söylemek istiyorum. Ama sorun sanal alemden kaynaklanmıyor bence. Mesele günlük hayatlarımızın en içine işlemiş olan Peçorinvari sosyaliteyi mevcut sanal ağa taşıyor olmamız. Sorun villon'un bir şiirinde belirttiği gibi "Yalan gibi gerçek söz" denkleminde. Sorun ufacık hayatlarına obur bir iştahla saldıran dilenci ruhlarda. Sorun bir bütün olarak yamyam açlığımızda... Sanal ortam mı? O yalnızca bu samimiyetsizliği odamızın en ücra yerlerine kadar taşıyan bir yol aracı... O yüzden bence boş ver sanalı düşünme. Mesele kendi ilişkilenmelerinde samimiyetsizliği göremeyecek kadar muhtaç olabileceğin olgusunda... (sonuçta yalnızca bir tahmin) Sorun içinde bir yerlerde amansızca katranlaşan muhtaçlık olgusunda... (Haddimi aştığımın farkındayım sadece aklıma gelenleri paylaştım. Acın için tekrar üzgünüm. kendine iyi bak.)

    YanıtlaSil
  3. @AyŞeGüL: Ayşegülcüm, söyleyen umursanınca söylenenleri umursamamak olmuyor da suskunluk en iyisi. Hakkımda düşünülenleri bilmek beni olgunlaştırıyor belki de. Teşekkürler, sevgiler. :)

    @Vuslat AKTEPE: "ufacık hayatlarına obur bir iştahla saldıran dilenci ruhlar" tanımın gerçekten etkileyici. Ben de o ruhlardan biriyim galiba. Kendime dair tek endişem tüm yaşananlardan sonra yalnızlığa bağımlı hale gelmiş olmam. En mutlu halimi düşünüyorum, evimde bi' başıma oturup susarken... Sorun bende, tamam kabul.

    Son yazılarını fırsat bulup okuyamadım, en kısa zamanda okuyacağım. :)

    Sen de kendine çok iyi bak.

    YanıtlaSil