dd

9 Kasım 2010 Salı

Biliyorum!

Biliyorum!

Son zamanlarda bloguma hiçbir şey yazmadığımı, sürekli edebiyat seçmeleri yapıp, şarkılar ekleyip kenardan izlediğimi, blogger camiasında bu hallerimin "tembellik"le suçlanacağını, her bloggerın bloguna bir vakit bu tip "yazamıyorum" yazıları yazdığını, bol kremalı ekler yiyince pişmanlık duyacağımı, gece vakti çaylarından sonra uykusuz kalacağımı, ilaçlarımın midemi haşat ettiğini, uyku düzenimin allak bullak olduğunu, bazen suskunlukla barışmak gerektiğini, hepsini, hepsini biliyorum! Biliyorum da bilmek yetmez insana bazen. Bile bile yapılır bazı şeyler. Bile bile yapınca zevki çıkar. Bile bile düşeriz kuyulara, bile bile gireriz balçıklara, bile bile süreriz kötü izlerini hayatın. Bu yüzden, bile bile yaptığım şeyler için söylenmiyorum kendime. Bile bile yapılanların sorgusu olmaz.

Aksın gözümün nuru aksın bundan böyle kör baksın diye yakarışlardayım! Şener Şen'i bile özlemişim ötesi var mı? Böyle bir geçmiş zaman olur ki özlemindeyim... Kafam uzun zamandır olmadığı kadar dağınık, sebep arıyorum ve henüz bulabileceğimi sanmıyorum. (En azından bu kafayla değil!) Şu kafa karışıklığını halledip de burun-ağız yardımı ile nefes alabilirsem, beynime giden oksijenin temizleyeceği hücrelerim yeniden harekete geçebilir.

Hem bazen yapılacaklar arasında en iyisidir, SUSMAK ve köşenize çekilip her yanı SEYRE DALMAK...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder