dd

24 Ekim 2010 Pazar

Teyze Oluşumunun Tamamlanması

Şu anda gözümü azıcık yukarıya uzattığımda muhteşem güzelliği ile Ay orada duruyor. Üstelik nasıl ki ben ona başımı kaldırıp bakıyorsam o da başını aşağı eğmiş beni gözlüyor, hepinizle birlikte! Heyecanlanıyorum bir bakış kadar yakınımızda oluşuna. Dünya ne muhteşem bir yer, şükürler olsun!

***
Pazar günleri, tam anlamıyla bana ait olan tek günüm! Her zamanki gibi bugünü kendime ayırdım, önce seçimlerimiz için oy kullandım. Sandıkların kapanmasına 10 dakika kala yetişmiş olmam takdirle karşılandı. Olsun hasta halimle kalkıp gitmiştim, hiç gitmeyenler de vardı... İş mekanımın o uzamsız koridorlarında janti halimle (janti erkeklere denir ama kelimelerde de olsa cinsiyet ayrımı yapmamaktan yanayım) görülmeye alışmış olduğumdan pespaye halimden önce bir rahatsızlık duydum fakat sonra böyle bir derdim olmadığına karar verdim. Emin adımlarla yürümeye devam. Elime kurul tablosunu uzatan bir meslektaşa "ben zaten size oy vereceğim" dedim ve içeriye yöneldim. Oyumu verdim, sorumluluk tamamlanmıştı. Bu arada mesleğimin 6. yılının içinde oluşumu düşündüm! Sandık sıramın her geçen seçim döneminde daha da önlere geçmekte olduğuna içlendim. Artık büyümeyi geçmiş, yaş alıyorduk! Zaten tuhaftır şu 82'liler furyasından kimseye rastlayamıyorum. Nerde benim neslim allansen?


Ardından otobüse bindim, hoppalaaa otobüs tıklım tıkış zira Karşıyaka maçı oynanmış, el kadar çocuklar otobüsün kapılarını da sonuna kadar açtırmış barım barım bağırıyorlardı. Neyse mutlu mutlu bindim, şenlik var diye. Gülümsüyordum. Önceleri yani... Ne de güzel bir gün ne de neşeli bir ekip diye düşünmekteydim. Lakin birden olay çirkinleşmeye başladı. Olay çirkinleştikçe ben de çirkinleşmeye başladım. En sonunda 13 yaşlarında bir taraftar olan çocuk otobüste sigara yaktı, hiç kimse bir şey söylemiyordu, ben dellenmeye başladım bu arada, üstelik otobüste iki tane de bebek vardı... Zaten pespayeydim ya çirkinleşmemde sorun yoktu! Yalnız dudaklarımdan "Çocuğum, o sigarayı söndür yoksa seni şikayet ederim (küçük ya aklımca "öcü"yü gösteriyorum), otobüsü karakola çekeriz" sözcüklerinin döküldüğünü duyduğumda artık kendimin de bir TEYZE olduğunun ayırdına vardım, hem de zannedersem muhatabımdan "seni mükerüm" lafını yemiş bir teyzeydim! Taraftarların bir kısmı bana küfür ederken, otobüsteki bir kısım insan "aferin kızım" şeklinde arkamda durdu! Yolculardan bir tanesi de "baksanıza bunlarla polis bile başedemiyormuş, karışmayın işte" gibi bir laf edince ben bildiğiniz çitaya dönüşüp daha da saldırganlaştım. Kaldı ki bunu söyleyen hanımefendi henüz bu sözü etmemişken gözüme akıllı bile görünmüştü. "Bu nasıl bir zihniyet, ne yani başedilemeyen her şeyi kendi haline mi bırakmalıyız" derken yaş seviyem bir kademe daha arttı haliyle! (Yalnız bu arada gözüm nasıl döndüyse otobüste kısa süreli bir sessizlik sağlandı ve sigara da söndürüldü.) İki bonus cümle ile 30'lara merdiven dayadığımın sinyalini verdim. Hatta diğer iki teyze "ah kızım herkes sen gibi olsa böyle olmaz ki!" diyince rütbem iyice tavan yaptı. Ben, ben artık rütbeli teyze kıvamındaydım. Çıldırmış ekip otobüsten inerken, benim de o durakta inmem gerektiğinden onlarla birlikte indim. Hatta beni hedef bellediklerini düşünerek bir süre kulaklıklarımı takmadan yürüdüm; ne olur ne olmaz belki yakın dövüş sanatı teknikleri kullanmak gerekebilirdi., bu nedenle her sesi duyabilmeliydim. Bir şey olmadı, hevesim kursakta kaldı. Demek ki çok sinirlerini bozmamışım ya da beni sevimsiz bulmamışlar!

***

Ardından çarşıda en sevdiğim yer olan "Pan Kitabevi" ne uğradım. O kadar çok seviyorum ki bu güzel yeri, nedenini ben bile tam olarak çözemedim. Ayda 2-3 kez mutlaka ayak basarım. Bugün kendimi tutmayı başardım ve kitap almadım oysa Orhan Pamuk'un son kitabı gözüme bayağı bayağı çarptı. Henüz el bile sürülmemiş onlarca kitabım varken şimdilik durmalıydım. (Şu da itirafım olsun, Grange'ın iğrenç kitabı "Ölü Ruhlar Ormanı" nı hala bitiremedim, o ne nemrut ne beter ne edebiyattan nasibini almamış ne anlamsız bir kitaptır, biri bana açıklasın! Süründü elimde süründü, bitirmeden de bırakamıyorum lanet ossun, ossun! Bu Grange için ilk denememdi ama tam bir hezeyan, en azından ufacık da olsa bir şeyler katmalıydı bana.)

****

Gün geceye döndü ve ne olursa olsun ben artık evinde huzurla yuvarlananlardandım. İki gündür sularımın kesik oluşunu saymazsak her şey yolundaydı. (İki gündür sularımın kesik olması sorunu üçüncü güne doğru uzanırken, ne yapacağımı bilemez haldeyim! Yarın işe giderken peruk taksam yeridir! Ayrıca mutfaktaki koku da içler acısı.)

***

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder