dd

2 Ekim 2010 Cumartesi

Saatler 7'yi Gösterirken...

Az önce yine dayanamayıp idefix'ten kitap sipariş ettim. Tutamıyorum kendimi, ne yaptımsa olmadı, dışarı çıkmasam evden, oturduğum yerden alıyorum. Internet alışverişi benim için ölümcül olmaya başladı! Kitaplığımda okumadığım bir yığın kitap var. Hepsini merak ediyorum ama merakımı sonlandıramadan yeni meraklar ediniyorum!
Bugün aldıklarımdan bahsedeyim biraz...

1-) Oğuz Atay - Tutunamayanlar
Ben Oğuz Atay ile ilgili çok fazla ahkam kesebilecek bir insan değilim. Sadece şunu biliyorum ki Tehlikeki Oyunlar ile girdiğim Oğuz Atay dünyasından kolay kolay çıkamayacağa benzerim... Her insan evladı en azından bir kez Oğuz Atay okusun. Ben bu işi bu yaşımda daha yeni yaptığım için çok eksiklendim! Bir Allahın kulu da çıkıp karşıma demedi ki 'bre deyyus aç gözünü de Oğuz Atay oku' diye. O yüzden size sinirliyim asıl!

Bir de fırsatınız olursa Seyyar Sahne'den Tehlikeli Oyunlar'ı da izleyin derim! Daha önce de bunu söylemiştim. (Yazı için sizi şöyle alalım azizim...) Bu yazıda Erdem Şenocak'tan övgüyle bahsederken, onun ellerini tutup öpme isteğimi gözünüze sokmuştum! Hayat bu ya, bir zaman sonra Efes'te Chopin dinlemeye gittiğim bir gece karşılaştık kendisiyle, arkasından seslendim ve bütün bu bahsettiklerimi ona da anlattım. O kadar güzel bir insan ki kendisi, blog adresimi istedi ama ben utandım ve veremedim, hemen oracıkta bir şey uydurdum. Ama sonuç olarak, söylemek istediklerim içimde kalmamış oldu, bu yüzden de mutluydum!


2-) John Berger - Ve Yüzlerimiz, Kalbim, Fotoğraflar Kadar Kısa Ömürlü; John Berger o kadar nazik, o kadar zarif, o kadar güzel bir adam ki! Onu okumaya devam edeceğim.
3-) John Berger - Görme Biçimleri; Bu kitabı daha önce de almış ve zaman zaman okumuştum. Onsuz kitaplık bence olmaz.

4-) Suzanne Collins- Alaycı Kuş;
Açlık Oyunları Serisinin 3. kitabı olur bildiğiniz üzere. İlk iki kitabı okudum ama beğenmedim. Seri olunca mecbur 3.yü de okuyacağım. İyi düşünülmüş ama geliştirilememiş bir fikir. Olsun en azından insanları bu türe biraz yakınlaştırmış olması nedeni ile takdire değer.



***

Bana mutluluk verdikleri için kitapları daha da çok seviyorum! Birisine kitap hediye ediyorsam bilin ki onu da seviyorumdur! Hayatımı ne kadar zor paylaşıyorsam kitaplarımı da bir o kadar zor paylaşıyorum... Size buralarda anlattığıma göre sanırım sizi de seviyorum birazcık. :)

3 yorum:

  1. şu sıralar kitaplarına böylesine bağlı birinden puslu kıtalar atlasını hediye alabilmiş olmanın keyfini sürüyorum bir yandan okuyor bir yandan mutlu oluyorum kendimi İhsan Oktay Anar ın o büyülü tarihine bırakmak istiyorum ama olmuyor açıkçası bir çırpıda okuyup bitirmek istemiyorum
    bu güzel jestin için çok teşekkür ederim

    YanıtlaSil
  2. Rögar şu yorumu yazdığın yazı, olaya cuk oturmuş. Hakikaten gözlerinden öperim akıllı adam! ;) Kitabı gönderirken ben çok eğlendim, belki sen de fark etmişsindir. İnsanın elinin değdiği bir şeyin (hele ki bu yazı ve kitapsa), başka birinde olması bence heyecan verici.
    O köpüğü falan buldum büroda bir yerlerden. Paket kağıdım olsa güzel de paketleyecektim de onu almak için de beklersem kitabı sana seneye yollardım artık. (Burada utangaç kırmızı yanaklı D.)

    Umarım okuduğunda beğenirsin. Sevgiler,
    (Not: ayrıca sen nerelerdesin allansen, yok oldun?)

    YanıtlaSil
  3. utangaç kırmızı yanaklı D. :) paketi açtığımda ilk olarak patpatı gördüm herhalde kırılabilir bir şey diye düşündüm sonra kitabı görünce gülümsedim patpat henüz sağlam çekmecemde patlatılmamış şekilde duruyor yani anlayacağın bu haliyle paket kağıdından daha orijinal olmuş yavaş yavaş okuyorum ve büyük keyif alıyorum yazarın anlatımındaki detaylar çok güzel okurken zihnimde görsel olarak canlanıyor hepsi bu da bana ilginç fikirler veriyor biraz olgunlaştıra bilirsem seninle paylaşırım
    nerelerde olduğuma gelirsek aslında uzun zamandır aynı yerdeyim bir yere gittiğim yok işlerimle meşgulüm birde yaz rehaveti herhalde yakında yine yazmaya başlayacağım görüşürüz

    YanıtlaSil