dd

9 Şubat 2011 Çarşamba

Shoe Bomber*

Siz de sevmiyorsunuz değil mi?

Hani en vurdumduymaz halimizle, en 'buraların agası benim' duruşumuzla, en 'iki dirhem bir çekirdek' görünütümüzle havaalanına girmişiz. İlk kontrolden geçiyoruz, soluklar tutuluyor, ikinciye çok yakınız. Akılda: "ulan şu pantolonun altındakinin bot olduğunu anlamazsa yırttık." düşüncesi. Sinsi sinsi yürümeye devam ediyoruz. (ben sinsiyim açıkçası.)


Birinci adım, ikinci adım, kimlik kontrol, finish noktasına artık çok yakınız, soluklar tutulmuş, tam halaya duracaksın hasarsız geçtim diye, haydi gençler biteyazdı, hobaaa kur-tul- duu...

Haha! :) Yok öyle yağma...
"Botlarınızı çıkarır mısınız lütfen?" cümlesi eşliğinde, tüm hayal kırıklıklarınız ve "ulan çorabımın ucu da yırtık mıydı ki?" düşünceleri ile birlikte maviş galoşlara doğru yol alıyorsunuz. İçinizden kendinize sövüyorsunuz bu arada. Çünkü daha önce de benzer tecrübeyi defalarca yaşamış, bundan böyle havaalanına botla değil de ayakkabı ile gitme kararı almıştınız.



O galoşların hışırtıları arasında, çorabınızın söküğünü de saklama gailesi ile çırpınırken ve hatta havaalanının mermer yüzeyinde galoşlarla birlikte kayarcasına süzülürken mümkünse yanımızdan hayallerimizin erkeği falan geçmesin! (Sanki adamla aynı evde yaşasan çoraplarını görmeyecek, çorabı geçtim çirkin ayak parmaklarına kadar görecek be!)

Bir de önünüzde üç beş kişi varsa değmeğin keyfinize! Dakikalar geçmek bilmez, kimi beyler gülümseyerek ayaklarınıza bakar, "nasıl, noldu, bütün havan söndü diii miii?" bakışı fırlatarak geçenler mi dersiniz, "Zaten boyu da kısaymış", "ayağı da kokuyor lan bunun sanki!" cümlelerini dile getirenler mi! Bu noktada hiç üzerinize alınmıyorsunuz.(Zira bunlar tamamen beynin o anda uydurduğu yanılsamalar. Moral bozukluğundan kaynaklanıyor. De geç.)

Bunca şeyi neden yazdım biliyor musunuz. Bizi bu günlere getiren, havaalanında mavi galoşlar giymelere gark eden Richard Reid'e söyleyecek sözlerim olduğu için. Şöyle ki;


Asıl adı Richard Reid olan shoe bomber*, bir El Kaide üyesi imiş. 2003 yılında ayakkabısına sakladığı bombalarla uçağa binmeye çalışırken yakalanmış. Bu olay, uçağa binerken yapılan güvenlik kontrollerinde ayakkabıların çıkartılıp kontrol edilmesi uygulamasını başlatmış. Tüm karizmaları yerle bir ettiği için kendisine en derin(!) saygı ve sevgilerimi sunuyorum blogumdan.
Ben bunu çok alakasız bir yerden öğrendim bu arada.

(Nick Hornby'nin 'Juliet Çıplak' isimli romanından. Onunla ilgili görüşlerimi de belki bilahare yazarım.)

* Ayakkabı Bombacısı

4 yorum:

  1. Çok güldüm... :) Benim askerdeyken aşırdığım ve hala kışları giydiğim devasa bir askeri botum var... Giymesi 10 Dakika çıkarması 7 Dakika... Bir kere hava alanına onunla girdim ve söylediğin şeylerin büyük kısmı beynimde canlandı :)

    YanıtlaSil
  2. Ya şimdi fark ettim. Oraya İngilizce bir karikatür koyuyorsun ama başlığın yanına yıldız koyup aşağıya Türkçesini mi yazıyorsun :)

    YanıtlaSil
  3. Shoe Bomber'ı kitaptan alıntıladığım için bu şekilde İngilizce hali ile korudum ve yine kitaptaki gibi Türkçe karşılığını yazdım.

    Karikatürün bir manası yok, sadece galoş giymek istemeyen kokoş kadını temsilen orada! :) Sen de her şeyde bir mana aramasan olmayacak yahu!

    YanıtlaSil
  4. hmm, ayakkabıda bomba? patladığı anı simule etti beynim birden, hiç hoş değilmiş.. başka türlü bir terör yöntemi bulmalı!

    YanıtlaSil