dd

25 Nisan 2010 Pazar

Bilim Kurgu Sadece Bilim Kurgu Değildir!

(Bugün tembellik yapıyorum ve BK ile ilgili eski bir yazımı alıntılıyorum- 2006 yılında yazmıştım çok mu eski olmuş :)- , aksi takdirde zavallı blogum benim çöküşümü izlemekten öteye gidemeyecek.)





Bir tanım alıntılayarak başlayabilirim; "Bilim kurgu (veya bilimkurgu), yakın ya da uzak gelecek ile ilgili hikayelerin bugün mümkün olmayan bilim ve teknoloji unsurlarını kullanarak oluşturulmasıdır. Bilim kurgu bazen geçmisi de kurgulayabilir."denmiş tr.wikipedia.org adresinde, bu benim 2 saniye içerisinde bulduğum bir tanım; hem basit hem de açık şekilde ifade edebilir bilimkurgunun özünü. Ancak tam anlamıyla anlatmaya yetmez.



Bilimkurguyu yaratmak kolay iş değildir; iyi bir bilimkurgu eseri, ciddi bir çalışmanın ve akla dayanan hayal gücünün ürünüdür; öyle olmak zorundadır. Yaradılışının özünde akıl ve hayal gücü yattığından değerlidir, zorlu bir sürecin ardından doğar. Çünkü olmayan bir şeyi var etmek ya da olan bir şeyi farklı şekillerde tasvir etmek, üstüne bir de her sayfada/her karede bütünlüğü sağlamak, olanı direkt anlatmaktan çok daha zordur. Bir bilimkurgu eseri, yaratıcısının doğurduğu çocuktur. Çünkü karakterlerden mekana, olayların oluş şeklinden yüzlere her şey kurgulayanının elleriyle çizilmiştir ve onun aklından yansıyan hayalin gerçekle bütünlenişidir. Öyle bilgilerle ve hayallerle harmanlıdır ki, çoğaldığınızı hissedersiniz. Bilimkurgularda yer alan ütopya ya da distopyaların her biri esasen insana ve insan davranışlarına dairdir. Distopya hikayeleri, özünde despotik rejimleri esas alır. Distopyalarla, özellikle Amerikalı sanatçıların eserlerinde karşılaşabiliriz; distopyalarda çok büyük oranda ya Hitler Faşizmine ya da Stalin iktidarı dönemine göndermeler yapılır.


Bilimkurgular neredeyse hemen her zaman günümüz toplumlarını yansıtırlar. Düşüncenin, farklılıkların baskı altında tutulup, askeri bir diktatörlüğün ve "tek adam yönetimi"nin yarını ile ilgili bir çok bilimkurgu roman, öykü, film bulunabilir. Örneğin, Cesur Yeni Dünya...

Veya UFO, aslında çoğu zaman Sovyetler Birliği'nin sembolleşip bilimkurguya sıvışmış halidir; "bilinmeyen korkusu"... Amerika'nın, dünyanın ortadan kalkacağına dair bütün söylemi ve dahi paranoyak yaklaşımı Sovyetler Birliği üzerindendir. Zira Sovyetler Birliği nükleer güce sahipti, kapitalist batı dünyasına kapalı idi ve dolayısıyla her an Amerika için bir tehlike olarak görülmekte idi; güçlüydü ve bilinmiyordu. "Demir perde" sözcüklerinde dahi bu soğukluğun yansıması duyumsanır. Bunun kültürel üretimi de bizatihi Marslıların işgali ile vücut buldu; bilimkurgu eserlerinde Marslı olarak tasvir edilenler çoğu zaman Ruslardı; (elbette böyle bir şey bu öykülerde dile getirilmedi). Çünkü ABD nin paranoyak düşünde Sovyetlerin bilinmezliği, gelişmiş teknolojisi ve nükleer gücü elinde bulunduruşu, her an ABD iktidarına yönelmiş bir tehditti. Yani "Marslılar" her an "ABD dünyası"nı ele geçirebilirlerdi.

Distopya ve despotik eğilimlere örnek olarak da, Brazil, 1984, Ölüme Koşan Adam örnek verilebilir. Velhasılı kelam her ne kadar bugün mümkün olmayan "bilim ve teknoloji unsurları" kullanılsa da bunların kullanılması tek başına oluşturmaz/oluşturamaz bilimkurguyu. Altında ve dahi özünde güzel,değerli hikayeler yatar. İşte o hikayelerde bazen ve hatta çoğu zaman günümüz dünyasına dokundurmalar hissedilir; kanımca bilimkurgunun en çok zevk veren yanlarından biri de budur. Şayet bilimkurgu sadece uydurmaktan ibaret olsa idi; haydi bakalım ben de "pragmatik iskilip yöntemiyle konsantransit kiplenme" diye bir şey kurdum kafamda şimdi de bundan bir bilimkurgu eseri yaratayım, uyduruk da bir hikayeyle bütünleştirip en ünlü yazarlardan/senaristlerden biri olayım diyebilirdim. Fakat uydurduğum şeyi hikayeleştiremediğim sürece benim kurgum, bilimkurgu olmayacaktır!



İyi bilimkurgu ayakları yere basan bir şeydir! Bilimkurguyu yaratabilmek için farklı işleyen bir akla, hayal gücüne, kurgulama yeteneğine, kurgulananı izleyiciye/okuyucuya aktarabilme yetisine ve dahi aklıma gelmeyen pek çok şeye ihtiyaç vardır.

(Bu söylemim üzerine bir arkadaşım güzel bir açılım yapmıştı aynen araklıyorum; "D.'nin pragmatik iskilip bilmemnesi ile ilgili örneği çok çarpıcı, aslında. BK yazmak için gereken birikim bundan "biraz daha" fazla Asimov bir kimya profesörüdür örneğin. Heinlein'in sağlık nedenleriyle yarım kalmış bir matematik ve fizik eğitimi vardır. Philip K(indred) Dick namı diğer PKD oldukça ilginç bir hayat öyküsüne sahiptir. Dune serisinin yazarı Frank Herbert'ın kameramanlıktan vahşi ormanda hayatta kalma eğitmenliğine uzanan bir meslek geçmişi bulunmaktadır. Sıradan olmayan insanların yazdığı sıradan olmayan kitaplar.)



İşte bu yüzden bilimkurgu sadece bilimkurgu değildir. İçine bakmak, güzelliğini, özündeki hikayeyi görebilmek gerekir. Siz de bambaşka dünyalarda, “gizli bugünü/geçmişi/geleceği" görmek isterseniz bilimkurguya yanaşabilirsiniz. Bazı şeyler vardır yamacına gittikçe güzelleşir. Bilimkurgu da öyledir bir kere kapılırsanız güzelliğine, bir daha... vaz-ge-çe-mez-si-niz.

1 yorum:

  1. Bu arada ben o yukarıdaki oyuncağı istiyorum. :) Ne güzel bi' şeymiş o öyle!

    YanıtlaSil