dd

24 Nisan 2010 Cumartesi

Zarafet

Aşağıdaki Audrey Hepburn fotoğrafı üzerine zarafet üzerine bir yazı yazmaya karar verdim. Bu öyle karar verince oluyor muymuş demeyin; deneyeceğim işte! :)

Yeni dünyanın en çok ve hızla yitirdiği şeylerden biri zarafet! Bu konuda kalıbımı basarım. Tendeki zarafeti, dildeki zarafeti, aşktaki zarafeti, doğadaki zarafeti, yürekteki zarafeti, ilişkilerdeki zarafeti, yaptığımız işlerdeki zarafeti, kısacası insan olmanın zarafetini kaybettik!

Çok acı bir kayıp yalnız, öyle hafife alınacak türden değil. Nedeni; şu zarafet deyip geçtiğimiz şey bizim bugünümüzün çirkinliğinin panzehiri olabilecek kadar etkili bir şeydi. Neden kaybettik biz bu şeyi;
Acele ettik arkadaş! Yaşamakta, yapmakta, gemileri yakmakta, her şeyde aceleci davrandık.

Öyle bir hal aldı ki...
Bir adam bir köşede bir kadınla nasıl düzüştüğünü anlatıyor diğerine,
Bir kadın evli patronunu bacaklarıyla nasıl cezbettiğini,
Bir çocuk öğretmenine nasıl bağırdığını,
Bir dolmuşçu parayı nasıl arakladığını,
Bir avukat müvekkilini nasıl başından savdığını,
Bir dindar bir eşcinseli hastalıklı olarak gördüğünü,
Bir aydın(!), kendi zekasını ne kadar üstün bulduğunu...

İçimizdeki tüm canavarları saldık etrafa! Üstelik de salyalarından hastalığı bulaştıracak şekilde. Hepimizden birer ısırık! İşlem tamam... Artık hepimiz insanlıktan çıktık!

Yukarıdaki satırlardan sonra googleda bir arama yaptım ve İskender Pala'nın zarafet ile ilgili bir yazısına rastladım. Hissiyat aynı, özellikle benim maneviyatımda "canavarlaşma" olarak değerlendirdiğim şey, Pala için de benzer duyguları hissettirmiş olacak ki aşağıdaki satırları dile getirmiş:

"Zarif olmanın ilk şartı hiç şüphesiz nazik olmaktır. Nazik olmanın ilk şartı da hatayı kendinde aramak. Konfüçyüs, insaniyeti tanımlarken “Kendine hakim olmak ve nezaketli olmak.” der. Bu bir bakıma zarafetin de tanımıdır. Çünki zarif kişi hiç kimseye zararı dokunmayan, bilakis kendisinden çevresine güzellik ve iyilik yansıyan kişidir. Zarafeti olmayan, nezaketle terbiye edilmeyen bütün varlıklar, gitgide canavarlaşır. O halde zarafet haddi aşmamak da demektir. Haddi aşan her şey çevresine zarar verir çünki."

Daha da salın canavarlarınızı, dünyayı daha da çekilmez kılın! Yapın bunu, daha da yıkın! Yıkın ki her şey yok olsun. Belki böylece yeniden inşa etmeye çalıştığımız şeyin içine zarafeti koymayı akıl ederiz...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder