dd

13 Haziran 2010 Pazar

13. Pazar Günüm

Bugün sabahtan Titanların Savaşı'nı izledim. Uzun zamandır DVD oynatıcının önünde durup duruyordu. Film nasıldı diye düşününce, eh işte iyiydi diyebilirim. Mitolojik karakterleri oldum olası sevmişimdir, en azından filmde bu vardı. Yani kimisi için şahane bir film olabillir fakat tarz olarak bana pek hitap etmedi.





Karşımda izlenmeyi bekleyerek duran o kadar çok DVD var ki o çokluk beni izlemekten itiyor. Ben böyle bir şahsiyetim, 'bir gün param olmaz da alamazsam' korkusu ile (ne salakça bir şey değil mi?) habire DVD ve kitap alırım. Böylece okunmamışlar ve izlenmemişler bir dünya olurken, sürekli olarak da yerlerine yenileri gelir. En sonunda ben aralarından seçim de yapamayarak uzunca bir süre dururum.

Benim böyle paranoyalarım vardır. -İşim koşturmaca gerektirdiğinden- Ya bacağım kopar da çalışamazsam ya evime hırsız girip bütün kartlarımı çalarsa da alamazsam diye diye alırım her lüzumsuz şeyi! :)

İşte böyle böyle 5 kapılı elbise dolabına sığamaz, 10 bölmeli çekmeceye giremez, kitaplığımda ve CD'liğimde yer bulamaz oldum. Ben hep böyle kalacağım. Bunu biliyorum, sebebini de... Bir zaman maddi varlığını yitiren insanlar, bir gün "-amamak"tan çekinirler. Korkmak demiyorum buna çünkü korkulacak yanı yok. Benimkisi de böyle bir hikaye sanırım! Anlatıp da can sıkmayacağım. Sadece bir dönem (yaklaşık 8 yıl) zorlu geçti. Fakat bu yaşanmışlık için hayata müteşekkirim. Beni ben yapan, varlığı ve yokluğu göstererek hayatımı çoğaltan, huzur insanı olmamı sağlayan, ailemi birbirine bağlayan, dirayet ve akıl kazandıran bu kıymetli 8 yılımızdır.

Neyse...
İşte o beklemede olan filmlerden izleyip etkilendiğim bir film olursa zaten onu da bloga yazarım.
Ha bir de söylemeden geçemeyeceğim geçen gün blog yazarı Julie ve Amerikalılara Fransız mutfağını öğreten 'Mastering the Art of French Cooking' kitabının yazarı Julia Child ile ilgili gerçek bir hikayeyi anlatan 'Julie&Julia' filmini en nihayetinde izlemeyi başarabildim. Bu arada bu hikaye daha önce kitap olarak da basılmış. Neden bu kadar ilgi çektiğini ben anlayamadım doğrusu! Hödüklük bende olabilir mi ki?



Filmi izleme girişimim tam 3 kere olumsuz neticelenip (ilkinde 13., ikincisinde 24. ve üçüncüsünde de 42. dakikalarda uyukaldım) 4. kerede bu işi bitirmeyi başardım. Yani tamam şirin sayılabilecek bir film ama Meryl Streep bile benim izlerken 3 kere uyumamı engelleyemediyse bu işte bir sorun var demektir! En azından benim açımdan.

İşte efendim neymiş blog yazarı Julie'miz için Julia Child bir idolmüş. Yok anlatamayacağım, anlatması bile sıkıcı geldi şimdi. :) Meryl Streep'in oyunculuğuna söz yok kadın yine şahaneydi de film çok yavandı. Kaldı ki ben nefret edilen yavan filmleri sevebilen bir insan olarak beğenmediysem, siz izlemeden önce bir kez daha düşünün. Çünkü sadece 2 saati dolduracak ve iz bırakmayacak bir film.

Tabii araya böyle çıtır çerezler de katmak gerekir ki kafamız boşalsın!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder