dd

22 Haziran 2010 Salı

Manasız Yazılar Silsilesi



Öyle bir sinirli ki gökyüzü anlatamam. Ancak duyan ve gören bilir. Hatta, mmm, şey, bennn... Birazcık korktum! Hayır yalan söylüyorum ÇOK korktum!!! Böyle olduğunda kalbimin üzerindeki bakır tel cızırdıyor. O cızırtı, bütün vücudumu parmak ucumdan başlayıp titreştiriyor. Böyle huylarım yoktu benim, 30'uma merdiven dayayınca acayip bi' kadın oldum çıktım. Yeni yeni huylar, bi' haller, bi' şeyler, artist artist, cano cano duruşlar, lolo yapmacalar, ürkek şahsiyet tumturaklılıkları! (yuh artık! Ne şekilsiz, şemalsiz bir kelime oldu bu.) Yediremiyorum da kendime bir yandan. "N'oluyoruz D. Hanım!" yaklaşımı ile hesap sormaklar beyinde ve de kendi kendine...! Sonuçta korkudan, tamamen bilinçsiz olduğunu düşündüğüm bir hareketle evin tüm panjurlarını 5 saniye içerisinde kapatıp kendimi panjurdan kaleme hapsettim. Şu anda da boğuluyorum!

Beni bi Nocturne for Violin paklar dostlar, dinleyip rahatlamalı mı yoksa daha da gerilmeli mi... Klasik müzik genelde gergin bir şey bence! İnsan çocuk yaşta klasik müzikle uğraşmaya başlayınca, ömrünün geri kalanında daha fazla gerilmemeye karar verip, gerginlik kısmını sadece müzikte bırakıyor. :) Ben de 7-8 yıl klavye ile iştigal edip, hayalleri suya düşmüş bir yavrucak olarak küçükken müziğimle uğraşırken gayet ciddi ve de gergin, bunun dışındaki zamanlarda ise içine kapanık bir tiptim işte.

Neyse bugün pek de yazmak istemiyorum, hem zaten yazmam gereken oldukça sağlam bir "cevap dilekçe"m var! Birileri söylüyor ben cevap veriyorum. Ben söylüyorum, birileri cevap veriyor. Bazen kendi kendimize koyduğumuz kuralların etrafında çelik çomak oynuyor oluşumuz komik geliyor doğrusu. (İç ses: "Sus! Duymasınlar... Kızarlar, deme öyle. Avukat olacaksın, mesleğine saygın yok mu, "aaaa o zaman sen bu işi yapamazsın" derler. Hep öyle derler... Hep yerler! Beyninin etini yerler. Çok önemli bir şahsiyetmiş havaları takın, ciddi ol, yavşama, gülme, büyük kadın gibi görün yoksa ciddiye almazlar. Sus... Duymasınlar...)
İyisi mi Chopin'imle koyun koyuna yağmuru izleyelim biz. Yalnız önce evime giren kara sineğin icabına bakmalıyım... Şuncacık sinek bile benim evime sığınmış.

Sabah sevgiliye eylediğim cümlemi yeniden düşünüyorum da... Evet:
Ben galiba bu hayatı benimseyemedim! :)

1 yorum:

  1. Bu hayatın en gerçekçi oyununu sanatçılar; tiyatro sanatçıları oynuyor galiba. :)) Biz, bizi aramadığımız sürece bize verildiğini sandığımız ama asla verilmemiş sahte oyunlar ile harika bir ömür tüketiyoruz. :))

    YanıtlaSil