dd

6 Haziran 2010 Pazar

Kıssadan Hisselerim

**Bir gün ben de arka bahçedeki teyzeler gibi şuh kahkahalar atabilecek miydim? Basit gibi gelen bu soru kadın-erkek ilişkilerinin düğüm noktası olabilir miydi? Şayet bu tip kahkahalarla bende öbeklenen o düğümü çözmek mümkün ise ben hiçbir zaman bu kahkahalardan atamayacağımı bir kez daha anlayıp daha da fazla umutsuzluğa mı kapılmalıydım? Helal olsun şu teyzelere; ben onlar kadar olamadım... Belki de önce teyze olmalı insan. Bakıyorum da o teyzelerin kocaları hep çok mutlu.

**Verdiğim iki kilo yurt çapında zafer şarkılarıyla kutlanıyormuş. Bu akşam sporum biterken karşıdan gelen bir grup genç tarafından omuzlarda karşılandım. Bando eşliğinde ve İzmir marşı ile beni eve kadar geçirdiler. Konfetiler bazı komşularda huzursuzluk yarattı. Ekolojik dengeyi bozduğum iddiası ile yuhalandıktan sonra koşarak eve kapandım ve ağlamaya başladım. AOÇ yoğurdu yiyip Ankara- Gazi Mahallesi günlerini yad ettim. Bridget Jones da o dondurmaların yerine yoğurt yeseydi anneanne donlarını daha çabuk fırlatıp atardı.

**"İnsanın böyle karısı olacak!" şeklinde yediğim ve ardından hazmettiğim lafın açılımını düşündüğümde hala etime dolgun bir kadın olduğumu fark edip "kadın dediğin ele gelecek" zihniyetindeki erkekler bakımından evlenilesi kadın imajında olduğumu anladım. Ben bu al yanacıklarla daha çok düğünün hayal perisi olurum... Gerçekten de bu kötüydü!

**Yarın akşam Ankara'ya gidiyorum. 2 günlük iş turum Çarşamba günü neticelenecek. Anne-baba-kardeş üçlüsünü görecek olmak güzel bir his. Peki ama neden ilk hayalim ailecek birlikte yemek yemek... Ben iflah olmam. Özlem dolu bir hayalin ucuna da yemeği konduruverdim!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder