dd

18 Eylül 2011 Pazar

Neşeli Objeler!


Dün kendimi renklere boğdum ve yukarıdaki "şey"leri aldım! Bazen kendimi mutlu etmek için herhangi bir anlamı olmayan objeler almayı seviyorum. 

1-) Mavi yastık: Yastığı dün aldım, aldığımdan beri de elimden bırakamıyorum. Ona sarılarak uyudum, gördüğüm kabus sırasında muhtemelen onu sıktım, dokusu çok güzel ve yanları da pofuduk pofuduk. İçinde küçücük ve yumuşacık boncuk taneleri var gibi, bana çok iyi geldi, lüzumsuz yere mi alıyorum demiştim ama kattığı sarılma isteği sayesinde bedensel yalnızlığı gidermenin çok da zor olmadığını gösterdi. Sanki karnım ağrısa ve üzerine bu yastığı koyup sarılsam, ağrıyı bile geçirecekmiş gibi hissediyorum. İyi ki almışım. Snoppy'deki mavi battaniyesinden kopamayan Linus misali artık benim de elimden bırakamayacağım bir mavi yastığım oldu, hayırlara vesile olsun! Mavi, uyku esnasında inanılmaz huzur katan bir renktir, herkese tavsiye ederim. Özellikle masmavi bir çarşafın üzerinde yatmayı deneyin, huzurlu uyuduğunuzu göreceksiniz...   



2-) Örgü telefon kılıfı: Yaklaşan sonbahar ve kış günlerinde içimi sıcacık ısıtacağını hissettim. Telefonun metalik dokusundan hoşlanmıyorum, bu yüzden örgü bir kılıf çok iyi fikir gibi geldi. En azından sürekli metalikliği görmek zorunda kalmam.  

3-) Karagöz'lü ayraç: Gültekin Serbest'in Karagöz adlı resminin aktarıldığı kitap ayracının boyu, normal ayraçlara oranla daha kısa olduğundan çantada kitap taşıma ya da okuduğunuz kitabı rafa sığdırma konusunda sorun yaratmama özelliğine sahip. Fotoğrafta çok belli olmuyor ancak renkleri de oldukça canlı ve keyifli! Bende ayraç hastalığı da vardır.  Hatta yeri gelmişken en sevdiğim ayraçları ve ayraç olarak kullandığım şeyleri de fotoğraflayıp paylaşayım. 


Yukarıdakilerin hepsinin bir mazisi ve hikayesi var. Kimisi can dostumun hediye ettiği bir troll'ün etiketi, kimisi sahaftan aldığım bir kitabın arasından çıkan kartpostal, kimisi özel zamanlarımda kendime aldıklarım, kimisi 'Ece'den sevgilerle' yazılarak gitmeden önce bana hediye edilen, kimisi kimisi işte! 

Kitap okuyacağım zaman hangisinin, kitabı daha çok sürükleyeceğine inanırsam onu alıyorum yanıma. Hastalıklı bir batıl inanç gibi görünse de ben böyle yapmayı seviyorum, kitabın sayfaları arasında sizinle birlikte ayraç da sürükleniyor çünkü. Eşyalara ve şeylere hüviyet yüklemek fazla mülkiyetçi bir davranış biçimi gibi görünse de benimki öyle bir şey değil, anlatması zor... Beni mutlu eden şeyleri sevmek gibi, doğal bir güdü. Yalnız Paul Auster'ın boydan fotoğrafının olduğu ayracım vardı, onu bulamadım ve fena bozuldum! Aklım takıldı şimdi, ben onu bulana kadar çıldırırım!!! 

Şu bahsettiğim Troll'ü de görmeniz lazım bu arada! :) Çok komik bir şey. Yalnız komik dediğimi duysalar İskandinavlar bana çok bozulabilir çünkü onlar için troll'ler folklorik bir mit.  bkz.

Benim ayraç olarak da kullandığım etiketinde hemen hemen şunlar yazıyor:

"Tebrikler! 
Artık Norveç'ten gerçek bir Lommedals-troll'üne sahipsiniz.
Troll'ünüze iyi bakın! Eğer ona uygun şekilde bakarsanız, size her nerede olursa olsun şans getirecektir. Troller güneşi sevmez ve diğerleri ile birlikte olmayı tercih etmez. Bütün gerçek trollerinuzun bir burnu, kuyruğu, dört el ve ayak parmağı vardır. Bu yüzden troller diğerlerine benzemez!"  :) 



Melabaaaaaa! Sizi öpebilir miyim? 


5 yorum:

  1. Hayırlı Pazarlar Nouvelle Kızı !
    Adliyelerde sürt sonra paraları yastıklara, telefon kazaklarına falan harcamaca..:)
    Benim anladığım kadarıyla erkekler;
    mavi yastıklar gibi olmalı, kazak kadar sarmalayıcı ve müşfik olmalı ve deee kitap ayıraçları gibi kuvvetli hafızalı nükteden ve hoş sözler edenn olmalı. Ve de bir de zaman zaman kızları korkutmalııııı..
    Hheheheee Kim bu Ağaç Cini Cücesi Gudbettin ?
    Arkadaş Menşeii Şehadet Nameli Hem de. Şarkıda söylüyoo mu?.
    İyi Pazarlar, sevgiler...

    YanıtlaSil
  2. Şarkı söyleseydi sesinin neye benzeyeceğini az çok tahmin edebiliyorum, hatta şu anda kafamın içinde söylüyor. :) Ama bu trollümüz en sessizinden. Öylece duruyor, hiçbir şey yapmıyor. Şans getirsin diye karanlıklarda da tutuyorum ama yeterince karanlığım yok sanırım. Norveç'te bu cinlere o kadar önem veriyorlarmış ki arkadaşım oraları gezerken çok şaşırmış duruma. Bunların pek çok çeşidinin ve devasa olanlarının bulunduğu parklar, bahçeler varmış. Bir bildikleri vardır herhalde, bir gün bana da şans getirecek eminim. :)

    Bu arada objelerden yola çıkarak yaptığınız erkek betimlesini için gözlerinizden öperim. Çok başarılı! :)

    YanıtlaSil
  3. Ben takipte kalayım en iyisi mi... :)))

    YanıtlaSil
  4. @Profösör: Ooo bakıyorum hemen yollamışsınız beni dünkü depresif halimden sonra ? :)

    YanıtlaSil
  5. ne kadar meta o kadar karmaşa :)

    YanıtlaSil