dd

15 Eylül 2011 Perşembe

Yazık ki Bir Vakit...

Şimdi bu yazının başlığına baktığınızda duygusal bir yazı bekliyorsanız, ı ıh, hiç beklemeyin! Uykumdan uyanmışım, vakit geçirmeye çalışıyorum ve hiç de duygusal bir durumda değilim. 

Daha çok mide ağrısı çekiyor ve "ulan tekrar uyusam mı ki", "yok uyumayayım şunun şurasında 1-2 saat kaldı, sonra da hazırlanır duruşmaya giderim", "yok yaaaa ben uyuyayım!", "uykum var mı ki şimdi benim, yok, ee o zaman yarını da kaldırır bu kadarla!", "offf öğleden sonra rezil halde olacağım, en iyisi uyumaya devam edeyim" gibi bir kısım monologlarım arasında müzik dinliyor, bir yandan da sevdiğim bloglara göz gezdiriyordum. 

***

Midem gerçekten çok ağrıyor, daha doğrusu yanıyor, unutmaya çalışıyorum, gece içtiğim kelle paça (evet sarımsak da vardı ve kokuyorum! beğenemeyen varsa kusura bakmasın!) ve üzerine yediğim dondurma yüzünden olabilir. Bu aralar yiyecekleri saçma sapan kombinasyonlarla ve özellikle de gece yatmadan önce karıştırma konusunda ısrarcıyım; neden böyle yaptığımı bilmiyorum...  Tartıyla olan hesaplaşmamda bu gece o, 1-0 öne geçti! Kilo almışım!!!! İnsanın 1 yılda verdiği kiloları, 1 ayda geri alması nasıl bir adaletsizliktir! Bu konuyu gerekli mercilere taşımayı planlıyorum, herkes ayağını denk alsın, azıcık insan olsunlar ya! 

Öyle ya da böyle hedefim bu yıl içinde 52 kilo olmaktır! Bunu da buradan ilan ediyorum.                      -Kime neyse-:) (En azından böylece bu yazıya bakıp bakıp veremediğim kilolar için kendimden utanırım)  

Neyse işte bir vakit benim de "sanatsal" fotoğraflarımı çekmek isteyen insanlar olmuştu. Hatta bunlardan bir tanesi, benim gibi bir beceriksizle bu işi becerebileceği konusunda hala ısrarcı. Kendisi portre fotoğraf çekmeye bayılır. 

Şimdi ben de bir kaç fotoğraf eşliğinde beceriksizliğimi anlatayım: 


- Ö. ya olmuyor işte ben beceremem ki poz vermeyi!
- Bi' dur gözünü seveyim, olacak ya rahat bırak bi' kendini sen. Bana bak!
- Bakamam ben öyle objektife?! Çek ne çekiyorsan. 
- Şu kabloyu alsaydık arkadan bari D. lütfen ya çok güzel olacak.
- Ö. bak elim acıyor zaten, zar zor durmuşum kabloyu mabloyu alamam ordan!
(Bu süre boyunca en az 30 kare fotoğraf çekilip aradan bu ve bir kaç tane daha fotoğraf çıkabilmiştir.)
  








2-) Bir diğer fotoğrafa meraklı arkadaş, o da niyetli, benim fotoğraflarımı çekebileceğine inanıyor. :)


- Bak şimdi sen git şu sokağın oradaki çiçeğin oraya otur. 
- Niye ki?
- ...

- Tamam. Dur orda, bana bak.

- Bakmam, bakarsam kötü çıkar. Dur dur, converse'li melankolik teenage girl duruşu yapayım sana. (Hey adamım, kimse beni sevmiyor!)








3-) Yine aynı arkadaş, dedim ya kararlı! 


- Şu mumları şöyle koyalım. 
- Ben napayım?
- Hiçbir şey yapma, dur sen. 
- İyi şöyle durayım madem. Zaten bakamıyorum. 







4-) İnanamayacaksınız ama bunu ben çektim, kılçıksız, kolay oldu! Nasıl becerdiğimi hala bilemiyorum, görmeden etmeden, ışıktan anlamam etmem! Bu fotoğraf sanatı açısından iyi bir fotoğraf olmasa da kendimi çektiğimin anlaşılmaması yönünden başarılı diye düşünüyorum. 





5-) Burada da ; 
- Ya E. bu resim önünde fotoğraf çekilmek neyin nesi allansen! 
- Seni değil, resmi çekiyorum zaten!
- İyi be!






6-) 
-Duyguuuuu! 
- :) 






7-)  Sanki alıştım ben objektife bakmaya. :) 






Üzgünüm arkadaşlar ama benden ancak bu olur işte!!! 
Bunu da tatilde, evden çıkmayıp, denize bile gitmeyip delirmek üzere olduğum bir vakit, bu yıl kendim çektim, akıl sağlığımı yitirmediğime sevinmeliyim!



Mutlu sabahlar, 
En iyisi ben biraz daha uyuyayım... 

6 yorum:

  1. Günaydın; resimlerin güzel. Ama benim favorim, sokakta olduğun resim ile kendi çektiğin iç resmin... İç resmin diyorum, çünkü dikkat ettim de kendi çektiğin resimlerde genel olarak asi asabi bir yön ve tam karşısındaymış hissi veren, absürd komik ifadelere odaklanıyorsun. Uçların pozlarinı verdiğine göre uçlarda bir ruhun var... Başkalarının çektiği fotolara ise bambaşka pozlar veriyorsun "tabiri maruz gör" şöyle kedi yavrusu misali, uysal, sevecen hatta oldukça kırılgan... Bu da dışarıya gösterdiğin, göstermek istediğin belki, yüzün oluyor... Şimdi sıkı dur asrın klişesini duyacaksın; Öhöm! Bu durumda uysal görüntünün altında bambaşka, çok daha marjinal ve mütemadiyen tutkulu bir kişiliği gizliyorsun" :) iki fotoğraf için ne çok laf ettim değil mi? Sustum tamam...
    Kelle paça, canım çekti şimdi. Bu saatte bulunur mu acaba, aslında otel menülerinde saat fark etmez bulunuyor. Ben kaçayım o halde...
    Ps: Kilo alma meselesini boş ver gitsin... 52 kilo olunca dünya şimdikinden daha mı güzel bir yer olacak?
    Görüşmek üzere
    sevgiyle...

    YanıtlaSil
  2. mide ağrısı rezildir. birkaç kez midesi kanamış birisi olaraktan, kelle paça yerine gaviscon (şurup) öneririm :D

    4 nolu fotoda rahatlık belli ediyor kendini. benim oyum 4 numaraya :)

    YanıtlaSil
  3. Vuslat, hakikaten bilinçli olarak gizlediğim bir yanım yok, varsa da ben farkında değilim doğrusu! Aslına bakarsan fotoğraflar bir kaç yıla yayılmış fotoğraflar, dönemsel değişikliklerim yansımış da olabilir. Mesela en üstteki en yeni olanı! Son zamanlardaki durgunluğum ve huzurum (ve de yaşlılığımmmmm!) yansımış.

    ve evet 52 kilo olunca dünya benim için şimdikinden daha güzel bir yer olacak, midem daha az ağrıyacak, nefesim daha kesintisiz alınıp verilecek, daha enerjik olacağım, oradan buraya daha kolay hoplayıp zıplayacağım. :)

    YanıtlaSil
  4. Muratcım, sana da çok geçmiş olsun üzüldüm, hakikaten mide ağrısı pis,lanet bir şey!

    Lakin ben de yaklaşık 15 yaşımdan beri midemle uğraşıyorum. Artık endoskopi ve kolonoskopi benim için bir ritüel oldu. Yılda bir, iki yılda bir... :) Gaviscon'u da denemişliğim oldu zamanında fakat bana biraz hafif kaçtı kendisi. Bu nedenle irtibatı kestik.

    Şu iki yorumdan anlıyorum ki en rahat pozu kendime veriyormuşum. :)

    YanıtlaSil
  5. Fotografların güzeldi. benim de br iki pozum var kardeşim çekmişti.. Siyah beyaz. bn d yayınlayayım bari dedim..

    YanıtlaSil
  6. Teşekkür ederim Profösör. Ben de seninkilere bakarım artık.:)

    YanıtlaSil