dd

7 Ocak 2011 Cuma

Bu da Benim Seninle Son Tangomdu!


Televizyonu açtım, 'Devrim Arabaları' başlıyordu; hadi bakalım izlememiştim, hazır rast gelmişken izleyelim dedim! 25. saniyesine yakın aktörümüzün pipisunun (pardon piposunun) üzerine denk gelen yuvarlak buğu neticesinde asabım bozularak, "doğru ya bunu unutmuşum, SANSÜR!" dedim ve tepkimeye geçerek hemen dvd oynatıcıma (player dememek için kastım kendimi evet!) yöneldim.

Tam bu sırada Vladimir Beyfendünün bugünkü blog yazısı aklıma geldi. Kim bilir dedim kim bilir pek möhterem TDK insanları, dvd oynatıcısı dediğimi duysa ne kaddaar sevinir, kendinden geçer! Acaba tam olarak şu anda neler yapıyor, bu sefer hangi kelimelerde sınırları aşıyorlardır dedim ve hemen araştırmaya koyuldum. Çünkü yine tam olarak bu 5-6 saniyelik süreçte DVD'ye de bir Özz Hakiki Türkçe kelime bulup bulmadıkları hususu merakımı celbetti! (Ben araştırmaya koyuladurayım, sizi şöyle aşağı tarafa alacağım...)



SANSÜR'e karşı girdiğim tepkime sonucu bir kısım sövgü ve de küfürleri de dilime dolayıp inadına inadına Last Tango in Paris'i açtım, izledim, anladım, anladığımı sandım belki, Marlon Brando İngilizcesi ile 'what kind of a film is this!' dedim. Filmin yarattığı sarsıntı devam ededursun, ben o esnada yuvarlak iğrenç sansür buğusunun (senin adın bundan sonra 'yisbu' olsun buğu!)  üzerine tükürmek istedim. "Gardiyan, bana buğuyu getir!" diye bağırdım. Onlar sansürledikçe ben çirkinleştim. Sonra hıncımı alamadım açtım televizyona tükürdüm! (yok artık!) Arkasından sigara yaktım ki sigarayı bırakmıştım arkadaş! Sonra da dedim ki heeey dude bu aralar rezil rüsva bir yerlerdeyim!

Bir şeyler anlamsız sebepler dayanak edilerek yasaklandıkça, hiç yapmayacağım varsa bile pislik yapmak isteyen cinstenim ben. Üstelik de bir hukuk insanı olarak bunu söylemek zorunda kalmaktan açık şekilde utanç duyuyorum! Kendimden değil duyduğum utanç elbet; uygulamaların ve düzenlemelerin dayanaksızlığından! Bizim memlekette böyle bir şey var. Herhangi bir dayanağa ihtiyacınız olmadan yasaklayabilir, itham edebilir, yerle bir edebilir, atıp tutabilir, gevezelik edebilir, tutuklayabilir, serbest bırakabilir, isnat edebilir, addedebilir, alıkoyabilir, el koyabilir ve her türlü -ebilmekli fiilleri gerçekleştirEBİLİRSİNİZ! Bizde böyle aga, beğenmeyen almasın.

Ammaaa bu agalar, bazı şeyleri fazla abartınca işte benim gibi uslu uslu oturan insanları bile tahrik ediyorlar, asabiyeti teşvik ediyor ve beyinleri zıvanadan çıkarıyorlar! Ben şimdi hangi ulusal TV kanalını açsam bir badem bıyık ile karşılaşmak zorunda mıyım yahu! Her kamu kurumunda, her ulusal kuruluşta, her bilmem nerde... Ben ki hastasıydım ama artık buzlu bademe bile tepkili bir insan haline geldim, yemem yahu!


Sansür kumkumasından çıktım yola, vardım geldim nerelere!

Bu aralar neden bilmiyorum ama tuhaf bir sinir hali var üzerimde. Kesin Merkür'ün Venüs ve Viyadük(onu şimdi uydurdum) üzerindeki 3 derecelik açısındaki kaymanın denizlerin dalgası ile kuşların kanadı arasında oluşturduğu hava akımı yüzündendir, kesin kesin... Bilmiyorum ama dün itibarı ile en badem (şey pardon en sağlam diyecektim!) müvekkile bile "öyle yüzünüzü gözünüzü büküyorsunuz ama olmuyor!" diye giriştim.  Bölüm müdürümün yanında yaptığım bu hareket karşısında beni yıllardır sakinliğim ile tanıyan ve çok değer verdiğim üstadım, gözlerini fal taşı gibi açarak, fısıltı ile kızım napıyorsun sen sakin ol dedi! Niye böyle oldum ben... Niye, niye, niyeee! Şimdi bu efsane büroda yayıldı gitti. Herkes birbirine bana öyle ağız göz bükme diyor. Onlar dedikçe ben gülüyor görünüyorum ama bir yandan da geldiğim şu hale üzülüyorum. Sabrımı yitirdim, sabrımı... Tahammül sınırlarımı... Geçer ama biliyorum!

Neyse... (Bu neyseden de nefret ederim. TDK sana sesleniyorum kaldır bu kelimeyi tedavülden, elin değmişken 'keşke' ile 'bilmem'i de çıkarıver aradan. Farkındaysan bu 3'lü hiçbir zaman hiçbir işe yaramıyor.) 

**
Bu arada..
Gece yarısı araştırması sonucu: TDK, DVD'ye dokunmamış... Hemen ben elleşiyorum o halde kendisiyle.
DVD: Dönengeçli Vidiyo Deryası
Yaptım oldu, titrimiz bu değil mi?)
** 

Siz onu bunu bırakın da bakın ne güzel söylemiş aşağıdaki beyim:
İşte sözün bittiği yer...



Ulan bunlar şimdi badem madem dedim diye beni de sansürlemesinler! Neyse şunu bilin sizi çok sevdim!

5 yorum:

  1. burayı bulmam çok ii olduu yazılarını sevdim merakla takipte olacağım

    YanıtlaSil
  2. @Rögar: Sabah sabah, hem de bu kadar uykusuzken bir beğeniden haberdar olmak iyi geldi! Teşekkürler, hoşgeldin! :)

    YanıtlaSil