dd

2 Ocak 2011 Pazar

NoCo (5)

Marşlar, genel bir kural olarak, tehditler, küfürler, kendi kendini övmeler, savaşın yüceltilmesi aracılığıyla ve öldürmenin ya da ölmenin ne kadar onurlu bir görev olduğunun dile getirilmesi suretiyle ulusların kimliklerini teyit ederler. Latin Amerika'da kahramanların zaferlerine adanan bu kolektif dualar insanın üzerinde, bunlar sanki cenaze işleriyle uğraşan işletmelerin eseriymiş gibi bir izlenim uyandırıyor:

Uruguay marşı, bizi vatanla mezar arasında bir seçim yapmaya davet ederken, Paraguay marşının seçim daveti cumhuriyetle ölüm arasında, Arjantin'inki ölmeye yemin etme konusunda bizi yüreklendiriyor. Şili'ninki topraklarının özgürlerin mezarı olacağını ilan ediyor. Guatemala'nınki zafere ya da ölüme çağırıyor, Küba'nınki vatan için ölmenin aslında yaşamak olduğu konusunda garanti veriyor. Ekvator'unki kahramanların fedakarlığının bereketli bir tohum olduğunu kanıtlıyor. Peru'nunki toplarının yaydığı korkuyu yüceltiyor. Meksika'nınki düşmanları kan gölünde boğmayı tavsiye ediyor ve coğrafi coşkuya kapılarak Termofil'de savaşan Kolombiya ulusal marşı kahramanların kanında yıkanıyor.

Eduardo Galeano - AYNALAR *

1 yorum:

  1. İnsanlık tarihinin dev bir savaş alanının konusu olduğunu düşündüğümüz de bu marşlar pek de haksız sayılmazlar. Marşı yapanlar muhtemelen yapamayanlardan o yetkiyi kan ve silah zoruyla aldıklarından, onu korumak ve yüceltmek içinde aynı zor ve silahı beyinlere nakşetmek durumunda kalıyorlar.

    Elbette iktidar mantığı iktidarı geniş yetkelerle kullanan bir avuç azınlığın kendini sömürülen devasa yığınlardan koruması gerekliliğini de ortaya koyar. Elbette doğası gereği çoğunluk azınlığı yeneceğinden iktidarlar tarihin harabelerinden günümüzün modern çöplüğüne kadar tek bir yöntemi kullanmak durumunda kalmışlardır: "Meşruluk"

    Böylece yığınların koruduklarının kendi egemenlikleri değil de ülkeleri, sistemleri, tanrıları, vb. olduklarına inandırmışlar ve sloganlar altında imzalatmışlardır.

    Yani aslında marşların içeriğinin sorgulanması yerine iktidar ve meşruluk olgularının incelenmesi daha da elzemdir bence...

    YanıtlaSil