dd

2 Ocak 2011 Pazar

Kış!

Konu Başlığı: Vivaldi Four Seasons- Winter(L'inverno) 1.
(Buyrun dinleyin kamu malıdır.)

Budur bir hakkın sırf gayrı ızrar eden suistimali! Kanun bile himaye etmiyor; sen kalkmış himaye edilmeye yelteniyorsun benim bünyemde! Dinledikçe intihara meyilleniyorum haberin var mı Winto? Yok öyle acımdan kederimden değil. Asaletle-ızdırap; başkaldırı ile masumiyet arasında gidip gelen dengesiz hallerin yüzünden! Dengesizsin kabul et. Barım barım bağırıyorsun sonra susuyorsun. Arkasından bir daha haykırıyorsun sonra yok ben bir şey demedim ayağına yatıyorsun. Geçelim bunları...

***
Şimdi ben yaz çocuğuyum ya ölümüm kış aylarında olur muhtemelen! Yani bunun bir dengesi olsa gerek! Zaten kış böyle kasvetli, ne idüğü belirsiz, boğuk boğuk, ağızdan hoh yapınca duman çıkaran bi' şey ya! İnsanın sinirlerini bozuyor. Ben de şu dört mevsimin "KIŞ"ının özellikle de 1. bölümünü ne zaman dinlesem ağzımdan duman hohluyorum! Ölmek istiyor insan, ben bir şey söyleyeyim mi bu müzik çok tehlikeli bir silah, adamı öldürür bile! Kurşundan nota yapma fikri geldi şimdi aklıma! Ama ne kurşunum var ne de böyle bir becerim...

Vivaldi beni tanısa herkes kadar nefret eder miydi acaba? Hani sanatçı adam! İçinde sevgi vardır herhalde accık! Aslında bu soruyu sormamış olayım çünkü bence Vivaldi insanları pek de sevmiyormuş. Sevse canlarına kastetmezdi müziğiyle.

***
Ayrıca ben saçlarımı uzatmaya karar verdim! Şöyle bir hatun kişi gibi saç savuramadım 3 yıldır yetti daa! Zaten annem de saçımı kestirdiğim günden beri yasta! Kadıncağızı sevindireyim hiç değilse. :) Ona n'oluyorsa?

Şimdi geldi ya, hani yeni yıl geldi ya! Ben o yüzden mi bu ahşap sandalye üzerinde belim tutuk şekilde kararlar alıyorum. Üstelik çikolatadan nefret eden ben toplam 271 kalori olduğunu tespit ettiğim DİDO'yu da mideye indirdim soğuk süt eşliğinde! (Yaklaşık 9 saniye sürdü, evet ben de bazen canavarlaşabiliyorum! Özellikle de sinirliyken.)

2 gündür aralıksız şekilde film izlememin vermiş olduğu bir mallaşma, ambale olma durumu da söz konusu. Duyamıyorum, düşünemiyorum, yazamıyorum... O yüzden de gidiyorum!

5 yorum:

  1. Vivaldi'nin kış yorumu, hüzünlüdür. Ama tepkileri o denli sert midir bilmiyorum. Herkes kadar nefret???
    Sen hiç aynada ruhuna baktın mı? Her neyse... Umarım çabuk atlatırsın... Hatta bana kalırsa şimdi kalk git denizin yanına. Muhtemelen soğuk bir rüzgar tenini yalayacak... Gözlerini kapat... Ciğerlerinin iyot ve rüzgarla kesildiğini hisset. Ve eğer biraz tenhaysa ortalık ki umarım öyledir. Derin bir çığlık at içten ve koş öylece... İyi gelecektir. İnanıyorum

    YanıtlaSil
  2. Sadece,
    Cuma akşamı sokakta yürürken dokunduğum ve bir süre öylece birlikte yürüdüğüm o erkek çocuğunun omzunu düşündüğümde, ölmeye hakkım olmadığını anlayabiliyorum ben! Yani çoğu zaman tutunacak pek az şeyim var.

    YanıtlaSil
  3. Buna hakkın yok! Bu kadar basit mi hayat eylemi? Hayatı yaratmak için ölenler çelişkisinin bu denli bareiz olduğu bir coğrafyanın çocuğu olarak nasıl da bu kadar uzaklaşma hakkını görüyorsun hayattan...

    Mesele o insanlar, şunlar yada bunlar da değil aslında. Bizzat sen ve yaşam arasında geçen çarpışmada... Defalarca okuduğuna emin olduğum o şiiri bir kez daha okumanı istiyorum... "Yaşamaya Dair" ama hisset, inatla hisset.

    YanıtlaSil
  4. Ya afedersin, biraz sert oldu.yorumu onaylama lütfen!

    YanıtlaSil
  5. Hayır sert de olsa onaylanmayacak bir yorum değil. İçeriğinde hakaret olmadığı sürece tüm yorumları yayınlıyorum zaten. Kaldı ki sen kötü bir şey söylemiyorsun, haklı bir şeyden bahsediyorsun. Hayattan uzaklaşmış değilim esasen, sadece bazı zamanlar kafam karışıyor o kadar! İyiyim ama ben! :)

    YanıtlaSil