Baş ağrımın 8. günü. Non-stop gidiyoruz bakalım nereye kadar. En son bu şeyi yaşadığımda acilde omuriliğimden sıvı falan alıyorlardı, amcanın biri cenin pozisyonunda dur diye bağırıyordu! Zira iki kez beyin kanaması geçirdiğimden şüphelenildi. Ne tuhaf be, kendimin beyin kanaması geçirdiğimi düşünemiyorum. Bu tip şeyler hep başkalarına olur ya! Yarına bitirmem gereken babalar gibi bir temyiz dilekçemin olması nedeni ile geçici olarak yanımda ikamet eden annem, günlerdir başımın üzerinde duran ellerime dayanamayarak, şakaklarıma iki adet patates dilimini bir fular eşliğinde bağlayıp önüme de biramı koydu. (Patates- koca karı ilacı, bira da gevşemem için) Ana gibi yar, Bağdat gibi diyar olmaz dedim ben size! Avrupai Pehlivan ya da Yerel Samurai kıvamında bir şey oldum şu halimle. Gittim aynada kendimi gördüm, güldüm güldüm, geldim bunu yazdım. Hiç komik olmadı. Neyse, bu da böyle bir anımdı.
iyi geldi bunlar gece gece :)
YanıtlaSilGece değil de az önce dinleyebildim. Alternatifli son olayı iyi olmuş :)
YanıtlaSilİnsanın diğerini mülkü olarak görmesidir bu türden şarkılara vesile olan. Öyle ki mülkün kendisi doğası gereği mülk sahibini mülksüzleştiremeyeceğinden zihinsel olarak alışılmadık bir durumla karşı karşıya olma durumu söz konusu: "Nasıl Aldatılırım?" iyi de o raddeye gelirken yani artık o son nokta yaşanana kadar neredeydi ilişki... Ben pek sevmem ilk şarkı türü şarkıları. Ama ikincisi gerçekten hoştu...
@mefisto: oh yarasın! :)
YanıtlaSil@Vuslat: Mülkleştirme konusunda sonuna kadar katılıyorum. Her şeyi bitiren şey de budur aslında. Kıvamını tutturamamışlık bir de!
YanıtlaSilBirinci şarkıyı severken kaç yaşımdaydım hatırlamıyorum bile. :)
İkincisi ise İstanbul'dan sebep her daim sevilebilir şahsımca... İstanbul'u da deli gibi özlediğimi belirtmeden geçemiyciiim.
İyi bir ara sevdigin yerlerin adını yaz resimlerini çekip göndereyim sana istanbuldan.
YanıtlaSil