dd

14 Mayıs 2010 Cuma

Bonobo (Simon Green)

Bonobo'yu daha yakınen tanımayı uzun süre önce kafaya koymuştum. Telefonumun melodisinin "Flutter" olduğu da düşünülecek olur ise bunun için geç bile kaldım. (Tavsiye ederim, ringing bell olarak çok iyi bir seçimdir. Anlaşılır, duyulur, neşelendirir, çok göze çarpmaz, ilgi ve gülümseme uyandırır, sade ve güzeldir.)






Bonobo esasen görsel olarak insana en yakın primat türü imiş. Biyolojiden iyi anlayan birilerinden duymuştum. Savaşma seviş diyorlar ve şöyle sempatik, dudu dudu bir şeyler;








Fakat ben bugün bu sevişgen arkadaşları ele almayacağım.




Konu, bir müzik dahisi olan Bonobo olacak. Tabii ki yine bir "İngiliz güzeli" ile karşı karşıyayız. Neden bilmiyorum fakat bugüne kadar müziğine hayran olduğum heriflerin ve kadınların ve de grupların pek çoğu İngiliz çıktı!




Chill-out olayını eskiden hiç sevmezdim fakat ne olduysa oldu bir yaştan sonra ilgimi çeker oldu. Özellikle "downtempo"ya ihtiyacım olduğundan sanırım... Hayatımın her alanında olduğu gibi müzikte de ihtiyaç duyuyorum buna. Jazzy'lik de var işin içinde. Böyle nasıl desem terapi eder bir yanı var sanki. Hakikaten insanı sakinleştirici etkisi var. Sakin ve ayrıntılı bir müzik diyebilirim. Üstelik bilim kurgu bir yanı da var bence. Yani ben dinlerken kendimi bir bilim kurgunun içinde hissedebiliyorum ve bu havada yüzer gibi hissettiren şey bana iyi geliyor.




En sevdiklerim;


Flutter,


Between The Lines (feat Bajka)


Days to come (feat Bajka),


Walk in the sky (feat Bajka),


Recurring,




Şimdilik bu kadar. Dahasını öğrenirsem, iletiyi açar üzerine ekler ekler dururum.


Bu arada görüleceği üzere, Allahı var güzel adam! Çok zor beğenirim ama Sevgili Simon'u (ne güzel bi' kitap adı olur bu "Sevgili Simon") beğenmemem mümkün değil.


Çaçaçav!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder