dd

6 Mayıs 2010 Perşembe

Cılkı çıkmak!

Hala yok olduğunda merak edilebilen bir insanmışım; bu durumda hala sevenim var demektir! Sabahtan beri annem toplam 11 kere (uuu çok kızmış! ciizıs yu meyk mi sikeyrd!), oda arkadaşım 4 kere (anne misali azarladı, eksik kalır yanı yokmuş!), sevdicek bir kaç mesaj eşliğinde merak ettiğini gösterir ifadelerle homurdanarak, müvekkilin biri de 2 kere aramış. (Müvekkil sevdiğinden aramış olamaz ama en azından "siz bize lazımsınız" dedi.)






Bugün gerçekten i am a loser! Bir boyun, bel, baş, el , ayak her şey aynı anda ağrıyabilir mi? Notre Dame'ın kamburu halt etmiş bitikliğimin bana verdiği kambur yanında. Kafayı boyun hizasına getiremiyorum! Mada faka! yo yo.

Evden adımımı atana kadar her şey gayet normaldi. Fakat bir anda dünyam karardı ve kaldırım ortasında kendi çevremde iki tam tur atıp daireler çizdikten sonra yolun tam aksi istikametinde yürümeye başladım. Çünkü bacaklarım tutmuyordu; çünkü beynimde bir minyatür Karadeniz ekibi horon tepiyordu -ki onlar ara ara ziyaretime gelirler artık arkadaş olduk!-; çünkü boynum düşüyor, çünkü ellerim titriyordu. Bilmem kaç no'lu sağlık ocağına yönelerek acıklı ve buğulu gözler eşliğinde "Allah rızası için bana bir rapor verin" didim. Fakat acı gerçek o anda yüzüme vuruldu; kaydımı aldırmamıştım ve aile hekimim eski mahallemdeydi. Yürümenin imkansızlığını tattığım için acilen bir taksiye atlayıp gittim, deli doktor (hakikaten çok şeker ve kırık bir adamdır artık onu göremeyeceğime üzülüyorum) hemen icabına bakarız didi. Ardından da yüzümün bembeyaz olduğunu ifade ederek kansızlık mı var didi. Evet dedim ama sebebi bulunamıyor. Gerçekten bu iş için çok çaba harcandı fakat bendeki anemik durumun sebebi tespit edilemiyor. Bu beyazlık bana "nur"lu bir görünüm katıyor diye kendimi avutuyorum yıllar yılı. Zaten isim soyad ve görünümümün verdiği nurlu beyazlık karşısında bir dönem siyasi çevreden arkadaşlarım sabetaycı/sabatayist olup olmadığımı çok merak eylemişlerdi. (özellikle soyadımdan ötürü) İyi de öyle bile olsa söylememek gerekmez mi adamlar saklanıyor birader, müslüman kılığına bürünüyor. Neyse konuyu dağıtmayalım.


Şaftımın kaydığı bu güzide günde şimdi bir de akşam etkinliğimi tamamlamam gerekiyor.

Bir de aklıma ne geldi. Dün Hıdrellezdi. Kutlamalara gitmek gayesindeydim, unuttum. :-) İstanbul'da olsam Ahırkapı'ya giderdim. O ne şenlikli, ne patırtılı, ne güzel bir ruh halidir! Neyse bakarsınız bir sonraki Hıdrellezde romanları birlikte dinleriz... Omzunuzdan aşırıp sağa doğru göz kaydırsanız beni görürsünüz hani! Hayat böyle bir şey yarından habersiz yaşıyoruz içimizdeki "nar"larla! Bilirsiniz onlar her an dökülüp saçılabilir etrafa. Tepeden indirilmiş bir darbeye bakar.

Bu diktatörce konuşmamı burada sonlandırırken sağlıcakla kalın dilerim. Badeleri süzerim.


Teyk keyr of yorself!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder